19 Ağustos 2019 Pazartesi

Nilüfer bir gün Fenerbahçe’ ye benzeyebilir mi

Tekin Ateşnal yönetimindeki kardeş sitemiz Voleybolun Adresi sitesi yazarlarından Engin Aksöz'den ilginizi çekecek bir Bursa yazısı daha...

28 Şubat 2019 Perşembe 08:21
Nilüfer bir gün Fenerbahçe’ ye benzeyebilir mi
"Nilüfer bir gün Fenerbahçe’ ye benzeyebilir mi? "

Evin asıl kızını dışarıya gelin verince; (Bursa BŞB Bayan Takımı, şubenin hesap kitap işleri yeni yönetimin kafasını karıştırınca; Aydın BŞB’ye devredilmişti anımsarsanız) Nilüfer’in dünyalar güzeline de bir haller olacak diye, az yürek çarpıntılarına uğramadık geride kalan yaz aylarında.

Allahları var; menajer Mehmet Başyolcu ile antrenör Alper Hamurcu, başlık paralarıyla kapıları çalan damat adaylarına sonuna kadar direnip; ‘oğlan sizinse, kızlar da bizim’ bağlamında kafa tutmayı başardılar.

İyi ki başarmışlar, yoksa ‘verdim, gitti’ boş vermişliği; Sultanlar Ligi’ni an itibariyle hayallerimizde yaşatıyor olacaktı, canlı canlı izlemenin keyfi o kadar farklı ve heyecanlı ki; bunu ancak tribüne gelenler anlar.

Sezon başı kadrosunu mütevazi bir bütçeyle oluşturan Nilüfer Belediyesi, yerli, yabancı korelasyonun da senkronu tutturunca, kendisiyle akran rakiplerine tur bindirerek, en azından play-off hedefini yakalamayı başardı / başarmak üzere.

Karayolları, Aydın Belediyesi, Çanakkale Belediyesi ile Halkbank’ı gerisinde bırakan Nilüfer Belediyesi, kalan haftalarını ‘play-out’ stresinden uzak bir şekilde tamamlayarak, bu sezon için üzerine düşeni yapmış olacak

Fenerbahçe Opet maçı için salona gelip yerime oturunca, yukarıdaki satırların muhasebesi bir film şeridi gibi gelip geçiverdi gözlerimin önünden.

Isınmasını yarıda kesip; yaptığım röportajın gazetelerini almak üzere yanıma gelen pasör Buse Ünal’a maç için görüşünü sorduğumda ‘yeneceğiz ağabey merak etme’ çıkışı, kendilerine duydukları inancın işaret fişeği gibi geldi bana.

Tabii evdeki hesap çarşıya her zaman uymuyor. İki takım arasındaki kalite farkının, maç başlar başlamaz ortaya çıkması, yüreği kıpır kıpır haldeki Buse’nin skora olan inancını ne kadar törpülemiştir bilemem de, kendi payıma daha ilk sette Fenerbahçe Opet’in parkeden net bir skorla galip ayrılacağının farkına vardım.

İki kreatif yabancı Kübalı Vargas ve Meksikalı Samantha’nın düdükle birlikte devreye girmesiyle; zengin hücum portföyünü anında fileye yansıtan Fenerbahçe Opet, yanı sıra her pozisyondan skor çıkartarak, Nilüfer’e oyuna ısınma şansı bile şansı tanımadı.

Yüksek blok tutabilen fizikli oyuncuların hemen hepsi ayni zamanda iyi birer atlet olduğu için, oyunun savunma kısmındı da maçın tek hakimiydi sarı melekler.

Alınan iyi manşetleri, smaçörlerine çok iyi dağıtan pasör Ana Antonıjevic ise, kariyerine vizyon kazandıran engin saha içi görüşüyle takımın adeta maestrosu gibiydi. Ortadan Eda Erdem bir makine düzeninde öldürdüğü toplarla pasların hakkını verirken, Kübalı Vargas ‘sıfır boş top’ performansıyla maçın hücum kısmını şiir gibi oynayıp, ürettiği 17 sayıyla yıldız gibi parladı.

Takımın ikinci latin oyuncusu Meksikalı Samatha; 4 numarayı çok etkili kullanan bir başka önemli hücum silahı.

Maç içinde kendine özgü smaç servisleriyle, Nilüfer’in manşetlerini bozarak organize olmasına olanak tanımamasıyla farklı bir hücum karakteri sergiledi.

Fenerbahçe belki kadro derinliği anlamında bir Vakıfbank, Eczacıbaşı kadar olamasa da; gününde olup, ritmini bularak oynadığı maçlarda iki rakibine de sonuna kadar direnebilecek kapasitede bir görüntü verdi cumartesi günü.

Yabancıları iyi seçmek, bu ligde başarılı olabilmek için değişmez bir kriter.

Skorun sıkıştığı her pozisyonda yerli, yabancı olsun pasörlerin gözü kapalı hücumları onların üzerinden organize etme gibi bir alışkanlıkları oldu.

Fenerbahçe’nin bu yılki seçimleri dört dörtlük olmuş; Nilüfer ciddi bir rakip sayılmasa da her ikisi de birinci kalite skorer oyuncular. Özellikle Kübalı Vargas’ın otomatiğe bağlanmış sayı makinesinden farkı yok. Yüksek atletizmiyle blok üstünden vurabilen pasör çaprazı, Nilüfer’e karşı 17 sayı üretirken, Meksikalı smaçör Samentha’da ondan aşağı kalmadı.(15 sayı).

Nilüfer Belediyesi’ni bu maç için en başında boş geçmiştik. Sonuna kadar oynama istekleriyle, rakibe kolay teslim olmamaları bile, kendi payımıza yadsınamayacak bir başarıdır.

Bu maçta yine Kanadalı Bailey kaynaklı sayılarla maçı sürüklemeye çalışan Nilüfer Belediyesi’nde Sırp asıllı smaçör Lazic’de görevini yerine getiren bir diğer oyuncusuydu. Kadronun üçüncü yabancısı pasör çaprazı Bytsenko denk rakiplere karşı bir hücum silahı olsa da, Fenerbahçe kalibresindekilere gücü yetmiyor.

Çünkü voleybolda artık boy kadar atletizmde ön palana çıkmış durumda.

Yerli rotasyonun katkıda sınırlı kalması, şubenin sezon adına eleştirilecek tek eksikliği. Ona da kulübün para durumunu bildiğimiz için fazla bir şey söyleyemiyoruz.

Nilüfer bir gün Fenerbahçe’ye benzeyebilir mi?

Zor bir soru sorsak da; insan umut etmeden yaşayamıyor.

Engin Aksöz / Bursa / Voleybolunadresi.com 

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV