24 Haziran 2019 Pazartesi

Voleybolla yoğrulmuş bir ömrün hikayesi

Kardeş sitemiz Voleybolun Adresi yazarı Engiz Aksöz'den kısa bir süre önce hakemlik kariyerini noktalayan Ali Bağde ile ilgili bir yazı....

10 Ocak 2019 Perşembe 12:14
Voleybolla yoğrulmuş bir ömrün hikayesi

Bursa voleybol hakem camiasının duayeni Ali Bağde, 30 yıllık kariyerine yaptığı jübile maçıyla son noktayı koydu

Tophane Meslek Lisesi'nde okurken başlamış voleybol oynamaya. Diğer taraftan da çifte lisansla TOFAŞ'ta forma giymiş. Menüsküs olmasıyla değişen dünyasına hakem olarak yeni bir sayfa açan Bağde bu sporu yaşamının bir parçası olarak görüyor.

'Düdüğümü çalarken hep adil olmaya, hak yememeye çalıştım' diyen Bağde 30 yıl içinde sayısız uluslararası organizasyonda görev yapmış. En unutamadığı maç olarak, 2015-2016 sezonunda Challenge Cup erkeklerde yönettiği final maçını gösteren duayen hoca, hakem olmaya hevesli gençlere salona gelip çok sayıda maç izlemelerini önerdi.

Sıkı bir sinemasever olan Bağde 'Bazen haftada iki üç film izlediğim oluyor' dedi. Yanı sıra güzel sanatlara da büyük ilgisi var. Ebruyla uğraşan, yağlı boya, kara kalem ve pastel boyalarla yaptığı resimlerini Cengiz Göllü ile sanat galerilerinde sergileyen Bağde'nin seramikte de birbirinden ilginç çalışmaları mevcut.

Ali Bağde Bursa voleybol dünyasının en kıdemli isimlerinden birisi.

Camianın duayeni filenin üstüyle yanından; salonun içine, tribünlere terfi etti an itibarıyla.

Yaş haddinden emekliye ayrılan Bağde bundan böyle maçları sade vatandaş gibi tribünlerden izlerken, diğer taraftan da yeni görevi gözlemciliğine devam edecek.

Filede 30 yılı geride bırakan Ali Bağde ile voleybolu, hakemliği, özeliyle, hobilerini konuştuk.

Sonunda hoşunuza gideceğini umduğum güzel bir söyleşi çıktı ortaya.

Ali Bağde kimdir ile başlayalım isterseniz. Bize kendinizi tanıtır mısınız?

"1963 Bursa doğumluyum. Yeşil semtinde dünyaya geldim. 2 yaşındayken taşındığımız Setbaşı Sakaldöken Cadde Çeşme Sokak, devamlı ikametgahım oldu. Adresimi soranlara TOFAŞ Araba Müzesi'nin yan tarafındaki ev demem yeterli. Bir şekilde gelen buluyor. Tophane Meslek Lisesi tesviye bölümü mezunuyum ama kendi mesleğimi hiç yapmadım. Marmara Üniversitesi'ni kazansam da babam o yıllarda sıkça yaşanan öğrenci olayları nedeniyle Bursa dışına çıkmama izin vermedi. Böylece lise bitince eğitim yaşamım da sona ermiş oldu. Umay Doğa isminde 1994 doğumlu bir kızım var. Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Amerikan Dili ve Edebiyatı üzerine yüksek öğrenimine devam ediyor."

O zaman meslek hanenize ne yazalım?

"Askerlik dönüşü 1985 yılında Sönmez Holding'de işe başladım. Aralıksız 23 yıl holdingin ithalat-ihracat departmanında çalıştım. 2008 yılında da emekli oldum."

Peki, voleybola ilginiz nasıl başladı. Birileri mi teşvik etti, yoksa kendi tercihinizle yaptığınız bir seçim mi oldu?

"İlk kez Çelebi Mehmet Ortaokulu'nda öğrenciyken voleybolla tanıştım. Lisansiye olduğum okulla, kulüp ise aynı yıllara denk gelir. Tophane Meslek'in okul takımında oynarken, diğer taraftan da TOFAŞ'ta forma giymeye başladım. Tophane Meslek'te beden eğitimi öğretmenim olan Nizamettin Çakır'ın teşvik etmesi, voleybolu sevmemde etkili oldu diyebilirim. Buradan kendisine teşekkür etmek istiyorum."

Hakem olmak nereden aklınıza geldi? Yine birilerinin yardım ve katkısını gördünüz yanılmıyorsam?

"Kulüple okul birlikte yürümeye başlayınca sakatlıklar da peş peşe geldi. Bir süre sonra menisküs oldum. Sonra da bir daha filelere dönmek nasip olmadı. Nizamettin hocam 'Madem spor yaşamın bitti. O zaman bir sporcumuz da hakem olsun' deyince, kursa katılıp, voleybola bu yolla hizmet etmeye karar verdim."

İlk hocanı hatırlıyor musun?

"Bursa'nın ilk FIVB kokartlı hakemlerinden Mustafa Elitez. Katkılarını hiç unutamam. Her konuda yardımcı olup; önümü açtı sağ olsun."

Filede ilk görev aldığın yıllara gelelim. Senesini hatırlıyor musun?

"Elbette. İlk kez 1991'de maç yönettim. 1996'da ulusal hakem oldum, 2000'de de FIVB kokartı takıp, uluslararası hakemliğe terfi ettim."

Bu süreçte hangi organizasyonlarda görev yaptınız?

"Olimpiyatlar dışında sayısız uluslararası organizasyonda Türk voleybol hakemliğini en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım. Sayacak olursam; Liselerarası Dünya Şampiyonası, Avrupa Gençlik Olimpiyatları, Akdeniz Oyunları, üç kez Balkan Şampiyonası, Balkan CUP, benim için en önemli ve değerli olanıysa 2016'da İtalyan ve Rus takımları arasında Sibirya'nın Novi Urengoy şehrinde oynanan Challenge Cup Erkekler final maçı rövanşıydı. Düdük çalarken, en az parkedeki oyuncular kadar heyecan duyduğumu söyleyebilirim. Geçen gün oturup bilançosunu çıkardım, bunu ilginç bir not olarak aktarmak isterim. Hakemlik kariyerim boyunca 23 ülkeyle, Türkiye sınırları içinde 39 farklı şehirde maç yönetmişim."

Yönettiğin maçlar içinde sende en çok iz bırakanını soracak olsam?

"Tartışmasız Challenge Cup Erkekler final maçı. İki taraf için de önemliydi. Sonunda birisi kupayı kazanırken, diğeri üzülecekti. Çok şükür iyi bir maç çıkardım. Kupayı İtalyan rakibine kaptıran Rustakımı antrenörünün maçtan sonra gelip tebrik etmesi beni çok gururlandırdı."

Hakemlik kariyerinizde maçlar oynanıp bittikten sonra hiç öz eleştiri yaptığınız oldu mu?

"Olumlu olumsuz sayısız kez hem de... İyisiyle, kötüsüyle maç bitince soyunma odasında aramızda tartışırız. Şurada şu düdüğü çalsak ya da çalmasak şöyle olurdu gibisinden. Gözlemcilerden de destek alarak kendi kendimize puan veririz."

Maç öncesi hazırlık kaç saat öncesinden başlar?

"1,5 saat önce salona gelip, teftişe başlarız. Filelerden masaya, tribünlerden teçhizatlara kadar her şeyi kontrol ederek eksik bir şey var mı yok mu saptamak, fileye çıkınca düdük çalmak kadar önemlidir. Kendi adıma bu konuda çok titiz birisiyimdir."

'En çok itiraz eden oyuncu?

"Voleybol güzel insanların sporudur. Erkeği bayanıyla centilmendirler. Takım kaptanları maç içinde her konuda bizlere yardımcı olmaya çalışıyor. İsim vermem yanlış anlaşılır, bu soruyu geçelim!.."

Peki, o zaman en centilmenleriyle, en iyi erkek ve bayan voleybolcuları söyleyin hiç olmazsa?

"Her oyuncu centilmendir, maçlarda zorluk çıkartmazlar. Erkeklerde favorim Fenerbahçeli Ulaş Kıyak, bayanlarda da Vakıfbanklı Naz Aydemir Akyol."

Hakem olarak kendinizi yeterli buluyor musunuz?.. Kimin yerinde düdük çalmak isterdiniz?

"Kendime her zaman güvendim. İstediğim seviyelere de geldiğimi düşünüyorum. Parkeye çıkınca hak yememeye çalışırım. Oyuncularla kulüpler mağdur olmasın isterim. İsim verme noktasında çok hassas birisiyim. Şöyle söyleyeyim; bu meslekte çok değerli büyüklerimden feyz aldım, fileye çıkınca onlar gibi düdük çalmak istedim."

Futbol ve basketbol gibi voleybola da teknolojinin girmesini nasıl buluyorsunuz? GDS'nin (Görüntülü Değerlendirme Sistemi) sizce voleybola katkısı oluyor mu?

"Kesinlikle oldu. Sadece hakemler açısından değil, kulüpler ve oyuncular için de çok yararlı bir uygulama. Birçok kararın görüntü izlendikten sonra değiştirilerek, haksız kazanılmış sayıların önüne geçilmesi güzel bir şey. Hakemler olarak biz de GDS'ye yakalanmamak adına daha dikkatli olmaya başladık!"

Voleybol hakemliği basketbol ve futbola oranla daha az tercih edilen bir meslek. Sayıyı artırmak için neler yapılmalı?

"Doğru bir saptama. Salona gelip maç izlendikçe hakemliğe ilgi de artıyor. Zaten başlayanların çoğunluğu üniversite öğrencisi ve voleybola ilgi duyan kişiler. Benim bu konuda farklı bir değerlendirmem var. Salonda otursan hakem olursun. Voleybol izlendikçe sevilen ve ilgi duyulan bir spor dalı çünkü."

Ama maçlara çok az sayıda seyirci geliyor. Gelenler de ya sporcu yakınları ya da altyapı sporcuları oluyor?

"Bu noktada sizin mesleğe yönelik bir eleştirim olacak. Maalesef medya, yereli ve geneliyle voleybola çok az yer ayırıyor. Gazetelere bakıyorum tek satır üzerine sonuçlar, anonslar da öyle. Kritik eden yorumcu sayısı ise bir elin parmağı bile değil. Medya voleybolu duyuracak ki seyirci maçlara ilgi duysun. Yoksa tribünler hep boş kalır. Önemli maçlarla, Avrupa Kupası finallerinde Cengiz Göllü'nün dolduğunu biliyoruz. Belki bizim takımlar biraz daha iyi kadrolar kurup, güçlenirlerse seyirci de daha çok gelir. Bu da benim düşüncem."

Jübile yapan nadir hakemlerden birisiniz. Bırakırken duygulandınız mı?

"Benim için ömrümün sonuna kadar saklayacağım bir anı oldu. Sultanlar Ligi'nde Nilüfer Belediyesi ile Halkbank arasında oynanan maçta son kez düdük çalıp, aktif hakemliğimi noktaladım. Voleybol camiasıyla kulüplerimizin ilgisine çok teşekkür ediyorum."

Gelelim özelinize. Voleybolun dışında ilgi duyduğunuz sporlar var mı. Takım tutar mısınız?

"Evimde sürekli EuroSport kanalı açıktır. Kayak, tenis, bisiklet turnuvalarının sıkı bir takipçisiyim. Futbolla aram hiç olmadı. Takım da tutmam."

Hobileriniz peki. Sinema, tiyatro, kitap okuma, konser gibi?

"Sıkı bir sinema izleyicisiyim. Bazen haftada iki ya da üç filme gittiğim oluyor. Konser ve özel tiyatroları da kaçırmamaya çalışırım. Kitap okumayı da seviyorum."

Kültür ve sanat portföyünüz bayağı geniş. Ama sizin bir de fazla bilinmeyen bir yönünüz var sanatla alakalı...

"Yaklaşık 5 senedir resim, 1 senedir ebru ile uğraşıyorum. 2,5 yıl kadar da seramik üzerine çalışmalarım var. Yağlı boya resimlerimin yanı sıra, kara kalem ve pastel boya çalışmalarımı Cengiz Göllü'de sergileme şansım oldu. Bayağı da ilgi gördü."

Hiç bilmiyordum hocam, ne kadar güzel!

"Ben de bilmiyordum doğrusunu söylemek gerekirse, bu yeteneğimin farkına 50 yaşından sonra varabildim!.. Sen de hiç gelmedin sergilerime, kulaklarını çekeceğim!"

Bundan sonra söz hocam; ama önceden haber vermen kaydıyla...

Engin Aksöz / Bursa

Anahtar Kelimeler: Ali Bağde, Engin Aksöz,

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV