18 Eylül 2019 Çarşamba

Neden başarı yerine, başarısızlığa odaklanıyoruz

12 Eylül 2019, 08:36
Neden başarı yerine, başarısızlığa odaklanıyoruz

Merhaba Sevgili Voleybol Aktüel takipçileri;

A Milli Kadın Voleybol Takımımız finalde, son Dünya ve Avrupa şampiyonu ve olimpiyat ikincisi Sırbistan’la karşılaştı. 3-2 yenilerek kıl payı şampiyonluğu kaçırdık.

Ankara’da seyircimiz önünde, Avrupa ikincisi olduk. Finale gelene kadar Avrupa voleybolunda söz sahibi olmuş 7 ülkeyi saf dışı bıraktık. Son 16 turunda Hırvatistan ile başa baş bir oyun sergiledik. Diğer 6 maçımızda üstün bir oyun sergileyerek finale ulaştık.

Kısa sürede bir araya gelen genç bir takımız. Meliha, Cansu, Hande, Zehra, Ebrar gibi gençlerimiz büyük tecrübe kazandılar. Avrupa arenasında bizde varız dediler. Önümüzdeki yıllarda uzun süre Milli Takımda oynayacak ve başarılar elde edecek bir kadronun temellerini attık.

Finalde, voleybolda kendine ekol yaratmış bir ülkeye karşı savaşarak kaybettik. Rakipten korkmadan, başarıya inanmış 14 yürekli kadın vardı sahada. Kora kor mücadele ettiler. Top takibi ve yardımlaşma üst düzeydeydi. Topun yere düşmemesi için üç oyuncu kendini yere atıyor, uzak toplara sahaya bir nöbetçi bırakarak kurtarmaya gidiyorlardı. Aynı ritimde, aynı zamanlama ile rakibin smaçörleri blokla durduruluyordu. Rakip şaşırtılıyor, bazen çizgiye yakın tek ayak vuruşu, bazen ortadan tek ayak vuruşu yapılıyordu. Dünya şampiyonunu maçın bazı bölümlerinde oyundan düşürdük. Yıldız oyuncularını bloklarla durdurduk, oyun oynatmadık.

Başkentte seyircimiz önünde Avrupa ikincisi olmuşuz.

Başarılı bir organizasyon geçirmişiz.

Avrupa bize gıpta ile bakmış.

Ama gelin görün ki; Bu enfes mücadele ve büyük başarıyı, karar setindeki 5 saniye süren teknik hataya heba ettik.

Ağız tadıyla zafer sevincini yaşamayı bir kenara bıraktık…

14 yürekli Türk kadınının başarısını görmezden geldik…

Sahi biz sevinme ve sevinç duymasını mı bilmiyoruz?

Acaba mutlu olmamak için özel bir becerimiz mi var?

Neden? Başarıyı değil de, hatayı göklere çıkarıyoruz?

Neden? Başarıyı görmüyoruz?

Guidetti, Vakıfban’ı Dünya şampiyonu yaparken, bir voleybol virtüözü gibi demiştik.

Guidetti, karar setinde teknik hata yapınca, bölgesel lig antrenörü seviyesine indirildi.

Millet olmak, kaderde, kıvançta, tasada bir olmak değil miydi?

Avrupa ikinciliğ, bizi neden mutlu etmedi?

Beklentimiz neydi de gerçekleşmedi?

Oyuncular şampiyonayı mı ciddiye almadılar?

Hakemlerin bizim lehimize yanlı kararları ve bazı entrikalarla final oynadık da içimize mi sinmedi? Onun için mi sevinç duymuyoruz?

Ülkenin neredeyse yarıdan fazlası, karar setindeki teknik hataya odaklandı.

Bu teknik hata, devede kulak bile değil… Devenin kulağının içindeki iç kulak gibi bir şey…

Hangimiz hata yapmıyoruz?

Önce ben, 30 yıla aşkındır gazete ve dergilerde yazı yazıyorum, yazıyı göndermeden iki kez okurum… Yazı yayına girdikten sonra bir kez daha okurum, bazen küçükte olsa maddi hata yaptığım olabiliyor.

Psikolog Prof. Dr. Doğan CÜCELOĞLU, kitaplarında çocukların ve gençlerin hata yapma özgürlüğü vardır, der. Hata yapmayan, zafere ulaşamaz. Hata yapmayan, kendini geliştiremez.

Besteci ve yorumcu Orhan GENCEBAY, “Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni///
Dermansız dert olmaz, dermana sal beni” sözleriyle insana olan sevgisini ve inancını ortaya koyar.

Mart 1989 – Kasım 1991 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapan Avni AKYOL, eğitim-öğretim politikalarımızı inceledikten sonra bir basın toplantısı düzenledi. Kamuoyu ile şunları paylaştı; “Eğitim sistemimiz, başarıyı yüceltmek, değerli kılmaktan ziyade; başarısızlığı ölçen ve başarısızlık üzerinden ilerleyen bir sistem. Bu sistemi değiştirmeliyiz. Başarıyı görmeliyiz, farkına varmalıyız, başarının üzerinden ilerlemeliyiz” demişti.

Başarısızlığa odaklanmak, bizi geliştirmez…

Karar setindeki teknik hata olmasaydı, şampiyon olacağımızın garantisi var mıydı?

Karar setindeki teknik hata olmadan maçı 3-2 kaybetseydik, Milli Takımı şimdi göklere çıkarmıştık, adına şarkılar yazmıştık.

Niye bu kadar hata ve eksik odaklıyız?

Tek suç, bizi sevinçten alıkoyan 5 saniyelik hata süreci mi?

Şuna benzetiyorum, çocuk yazılıdan 98 alır..!

Annesine; “Anne, yazılıdan 98 aldım” der ve sevinç duyar.

Anne de; “Kızım, tamam güzelde, niye 100 almadın” der.

Annesine derki; “Eee anne, 98’i görmüyorsun da, alamadığım 2’yimi gördün”

Büyük Atatürk; Genç Cumhuriyeti kurarken halkı şöyle yüreklendirmişti..!

“TÜRK, ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN”

Neden haklı bir övünmeyi;

El ele kol kola şenlik havasında yapmıyoruz.

Neden olumlu durumları görmezden geliyoruz?

Neden ormanın içindeki sararmış yaprağa bakıyoruz?

Neden bir bütün içinde, bir parçayı genelliyoruz?

Neden her işte bir suçlu arıyoruz?

Yarı finalde yenilgimizin suçlusu da bulundu? Giovanni GUİDETTİ.

Guidetti, bu ülkeye voleybol ekolu ve felsefesini temellendirecek hizmetler yaptı. Vakıfbank’ı dünya şampiyonu yaptı. Milli takımın başına geçtikten sonra sayısız başarılar elde etti. Efsane takım dağıldıktan sonra, yeni bir takım yarattı. Onun voleybol sevgisi, iş disiplini, işine olan saygısı bu ülkenin genç voleybolcularına örnek oldu. Ödül seremonisinde, öyle masum ve öyle tevazu içinde takımın yanı başında duruyordu ki, üzüntüsü halinden belliydi.

Guidetti’ye bir eleştiri de şu: İki yıldır Milli Takımın başında. Hala, ideal altıyı bulamadı.

Oyuncuların bir çoğu bir önceki efsane Milli Takımın yedeği veya mevkilerinin ikinci oyuncusu durumundaydılar. Deneyimli olanlar da, direk altıda oynayanlar değildi. (Eda Erdem Dündar ve Naz Akyol Aydemir hariç) İdeal altı; maç yaptıkça, oyuncuların sürekliliği arttıkça, oyuncunun kendine olan özgüveni arttıkça, antrenörün kafasında zamanla oluşur. Bazı oyuncular genç ve çok tecrübeli değil. Oyundan çabuk düşebiliyor. İki set iyi oynuyor, üçüncü set oyundan düşüyor, oyunda tutmaya ısrar ederseniz, hata sayısı arttıkça özgüveni iyice düşer. Oyuncunun arkasında duruyorum derken, kaybedebilirsiniz de… Kenarda bekleyen oyuncu, oyundaki arkadaşının oyundan düştüğünü görüyor, takım adına kendisine şans verilmesi beklentisi içinde olabiliyor.

Takım olmak, dengedir, ayardır, paydaş olmaktır, hedefe birlikte yürümektir.      

Bir kez daha tebrikler Guidetti..!

Tebrikler 14 Türk kadını..!

Tebrikler Milli Takım Teknik heyeti..!

Tebrikler Türkiye Voleybol Federasyonu..!

Yaşasın Milli Takım..!

Varol 14 Türk kadını..!

Çok yaşayın sevgili kardeşlerim..!

Siz, bu ülkenin yüzünü ağarttınız..!

Ben Avrupa ikinciliğine çok seviniyorum.

Çok mutluyum ve Milli Takımla gurur duyuyorum.

Atila İNCE 

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV