17 Ocak 2018 Çarşamba

Voleybolla Yoğrulmuş Bir Hayat: Selcan Çağlar

Selcan Çağlar Ankara’daki Milli Maçları Unutamıyor

03 Ocak 2018 Çarşamba 12:28
Voleybolla Yoğrulmuş Bir Hayat: Selcan Çağlar
 -        Selcan Çağlar Kimdir ?

1953 İstanbul doğumluyum. Galatasaray, Eczacıbaşı ve Milli Takım eski voleybolcusu    ve takım kaptanıyım. Doktoralı yüksek mimar, Alman Lisesi mezunu, iki çocuk annesiyim. Hayatımın neredeyse tümü voleybol çevresinde şekillendi, iyi de oldu, çok keyifli ve sıra dışı bir yaşantım oldu. 1996-2000 yılları arasında Milli takımlar menajeri,         2004-2008 yılları arasında da Eczacıbaşı Voleybol Takımı'nın, 2012 yılında da Olimpiyatlara katılan Milli Takım'ın menajeriydim.

-          Voleybol Kariyerinize Nasıl Başladınız ?

Ortaokulda ablamın peşinden voleybol takımıyla antrenmanlara çıkmaya başladım. O yaz okul takımında pasör olan sınıf arkadaşım ile mahallede bir topla saatlerce bütün yaz boyu pas yaptığımızı hatırlıyorum, top bizim eğlencemiz oldu o yaz boyu, benim de pasım çok gelişti. Lisedeyken okul antrenörümüz bir gün Spor Sergi'nin üst     katında İstanbul İl Karması yapıldığını haber verip, bizi pasör arkadaşım ile oraya yolladı. Biz iki tıfıl, biraz çekingen, kuş gibi gittik... Daire şeklinde dizilip ısınmaya başladık, herkes üstlerinde kulüp formalarıyla, biz ise sade vatandaş... Sevgili Metin   Bıkmaz Abi antrenördü; bizi kulübümüz olmamasına rağmen antrenmana aldı, sonunda da bizi Galatasaray'a yönlendirdi, 17 yaşında 1970 de lisanslı sporcu oldum. Sevgili Tankut Antikacıoğlu kapanmak üzere olan Galatasaray Kadın Voleybol Takımı’nı yeniden ayağa kaldırarak gencecik bir ekip oluşturmuştu, biz de aralarına katıldık. 

-          Alman Lisesi Günlerinizi Anlatabilir misiniz ?

Alman Lisesi’nde, hayatımın en eğlenceli ve güzel yıllarını geçirdim. Nerdeyse, hiç ders verilmezdi, öğleden sonraları kendimize aitti. Bize, hocalarımız son yıllarımızda “Siz” diye hitap ederdi. Ne kadar önemli bir şey… Halen en yakın arkadaşlarım lise yıllarından. Kız-erkek karışık okumak, bize büyük özgürlük ve öz güven verdi. Sistematik düşünmeyi öğrendim, tertiplilik ve disiplin iş hayatımın bir parçası oldu, şimdilerde emekli olunca bunlardan kurtulmaya çalışıyorum. Hayat bunların bittiği yerde başlıyor galiba …

-          Galatasaray Günlerinizi Anlatabilir misiniz ?

4 yıl Galatasaray'da amatörce oynadım. Bir Eczacıbaşı maçı sonrası, pabuçlarımı yere çalıp, "Ne zaman yeneceğiz biz bunları yaaa !" diyerek hırsımı pabuçlarımdan   aldığımı hatırlıyorum. İTÜ nün Gümüşsuyu'ndaki salonundaydık. Buz gibi salonda her             tarafımıza Capsolin ve Salisilat sürüp çıkar, maçtan sonra da yanmaya devam ederdik. Cengiz Abi'nin kendi takımına verdiği taktikleri çaktırmadan izler, filenin önünde blok yapmak için adam takip ederdim, özellikle Nezahat Yıldırım'ı... Yine de ne yapsak,  yenemezdik...

-          Eczacıbaşı Günlerinizi Anlatabilir misiniz ?

İlk kez, Eczacıbaşı gayet profesyonel bir yönetimle bizlere bir cep harçlığı verdi ve bu   sayede antrenman disiplini sağlandı. Yoksa “üşüttüm, dayım öldü, Bayram oldu” gibi mazeretlerle kızlar gelmez, her idman eksik kadro kalınır ve ciddi idman yapılamazdı.            Bunun yanında sporcunun tüm ihtiyaçlarının karşılandığı bir spor salonu, Türkiye’nin en iyi spor yöneticilerinden Şakir Eczacıbaşı gibi bir yönetici, voleybolun öncüsü Cengiz Göllü gibi şahane bir antrenör bir araya gelince, kadın ve erkek voleybolunda kulüp bünyesinde bir hareket ve başarının ilk adımları başladı. Avrupa’da takımları           yendikçe, önce gurbetçilerin göz bebeği olduk. Maçlarımız doldu taştı. TRT bizim maçlarımızı yayınlamaya başladı, tek kanal yayın olduğu için, çok popüler olduk. 

-          Eczacıbaşı’ndaki 11 Şampiyonluğun En Değerlisi Hangisi İdi ?

En değerli iki şampiyonluk var, birisi 1978 Adapazarı, diğeri 1985 İstanbul. Her ikisinde de takımın yarısı başka takımlara geçti, biz geride kalan deneyimli oyuncular, genç takımdan gelen yeni oyuncularla birlikte, zor da olsa Şampiyonluğu kaptırmadık.

-          Milli Takım Ve Eczacıbaşı Kaptanlığı Nasıl Bir Duygu ?

      Takım kaptanlığı vasıfları biraz doğuştan gelen karakter yapısına bağlıdır. Hırs, liderlik, toparlayıcılık, uzlaştırıcılık, geniş yüreklilik, sorumluluk almak ve bunun        ağırlığını hissetmemek ve de cesaret, cesaret ! Bizim dönemimizde kaptanlık yarı          menejerlik gibiydi. Menejerimiz falan yoktu, cep telefonu falan da yoktu.        Organizasyon, disiplin, maça hazırlanmak hep kaptana düşerdi. Ben evde önemli          maç öncesi brunch yapardım, eski resimler ortaya dökülürdü, bir anlatır, bin gülerdik,   havaya girerdik, sonrasında da sahaya çıkar şahane top oynardık. Bir nevi kampa        girmek gibi, ama bu günkünden çok çok farklı bir havada, çok amatör ruhla olurdu           bunlar. 

-          Çalıştığınız Ve En Beğendiğiniz Antrenör Kim ?

İlk başta Cengiz Göllü tabii ki ve de bugün Marco Aurelio Motta.

-          Menejerlik mi Oyunculuk mu ?

Tabii ki oyunculuk, hiç bir şey hayatta onun yerini tutmadı, sonrası teselli ödülü.

-          Kazandığınız Ödüllerden Sizin İçin En Önemlisi Hangisi ?

En önemli ödülüm, 1982 Balkan Şampiyonasında, Yunanistan'da "En teknik ve en  değerli oyuncu"  ödülümdü, çünkü o dönem Avrupa'nın ilk sıralarında yer alan  Demirperde Ülkeleri'nden Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya falan varken, takımımız derece almamışken, bir tek bana verildi bu ödül. Kendimi şöyle hatırlıyorum, hiç hata      yapmadığım gibi, elime gelen topu en iyi şekilde değerlendiriyordum. İster servis olsun, pas olsun, manşet olsun, ister blok, isterse smaç. Bu bazı oyuncularda yaş ve deneyim ile gelen bir özelliktir ve takım için çok önemlidir. 

-          Beraber Oynadığınız Ve Sizde En Çok İz Bırakan Oyuncu Kim ?

Bende en çok iz bırakan, birlikte en uzun oynadığımız, en zorları başardığımız, saha içinde duruşunu ve cesaretini sevdiğim Violet'tir diyebilirim.

-          Sizce Türkiye’de Voleybol Seyircisi Nasıl Yaratılır ?

Bugün her maç ayrı bir salonda oynanıyor ve seyirci darmadağın. Ben bir dolu   salonun yerini bile bilmiyorum, TV de seyretmeyi tercih ediyorum. İstanbul'da tek bir Burhan Felek'de belli günlerde oynansa, seyirci daha rahat eder ve maçlara gelir. Tv yayınında da bazı salonlar seyircisiz kötü duruyor ekranda.  Daha çok TV programı olabilir.

-          Dünyada En Beğendiğiniz Antrenör Ve Oyuncu Kim ?

Dünyada Marco Motta'yı, Ze Roberto'yu ve Guidetti'yi beğeniyorum. Hepsini de Türkiye'de izliyoruz, dünyadaki en iyi lig burada oynanıyor nerdeyse. Oyunculardan  Logan Tom müthişti; zekası, çabukluğu, tekniği ile seyredenlerin beğenisini kazanırdı. ayrıca Zhu, Kim ve Larson diyebilirim.

-          Voleybol Kariyeriniz Boyunca Unutamadığınız Bir Anınız Var mı ?

Milli maçlar Ankara'da oynanırdı ve tıklım tıklım dolu salonda bir amigomuz vardı, bizim için hep bir ağızdan "esmerim biçim biçim, ölürem esmer için" türküsünü söylerlerdi, unutamadığım bir anıdır.

-          Şampiyonlar Ligi İçin Ne Düşünüyorsunuz ?

Şampiyonlar Ligi için bir diyeceğim yok, sadece her yıl iki Türk takımının finalde birbirini kırmasına sinir oluyorum.

-          Video Challange Sistemi Hakkındaki Düşünceleriniz Ne ?

Challenge sistemi ile maçtaki gerginlikler azaldı, hak yerini buluyor.

-          Üniversite Yaşamınızdan Bahsedebilir misiniz?

Üniversite ile sporu birlikte götürmek zordu. Ailem ve sonra eşim, spora gönül vermiş insanlardı, beni hep hoş gördüler, idare ettiler. Yorgun halde eve geldiğimde elim titriyordu ve o halde proje çizmek bayağı irade gerektiriyordu. Seyahatlerde ise   Cengiz Abi beni kayırıyordu, uçakla gidip geliyordum takım otobüsle giderken neyse     bitirdim üniversiteyi. Sonrasında, Akademi’de asistanlık yaptığım için, Spor Bakanlığı’ndan okula yazı gider, ben izinli sayılırdım. Tabi, sahada koçu, evde     kocayı, üniversitede hocayı ayrı ayrı organize etmek, idare etmek, hoş tutmak da benim işimdi. 

-          Yeni Yaşantınızda Ne Yapıyorsunuz?

    Yeni yaşamımda sakin bir hayat sürüyorum, hayatın keyfini çıkarmak        esas işim :) o       gün keyfim ne isterse onu yapıyorum. Önceden            plan, program yapmamaya        çalışıyorum. Kalabalık, gürültülü, beni      sıkan yerlerden uzak duruyorum. Seyahat             ediyorum, hafif bir        hayat sürüyorum yani.

 

Anahtar Kelimeler: Selcan Çağlar

Paykasakarti.net| paykasa kart al, paykasa satın al, ucuz paykasa, paykasa fiyatları, paykasa nedir, paykasa al, paykasa bayi, istanbul paykasa, ankara paykasa, adana paykasa

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV