18 Şubat 2019 Pazartesi

Voleybolun yükselen yeni değeri: Buse Ünal

Nilüfer Belediyespor'da giderek ivmelenen form grafiğiyle büyük kulüplerin radarına girmeyi başaran Buse milli takımın da değişmezi olmak istiyor.

30 Ocak 2019 Çarşamba 14:09
Voleybolun yükselen yeni değeri: Buse Ünal
Anne beden eğitimi öğretmeni, baba ise polis. Kendisi gibi sporcu bir kız kardeşi var Buse'nin. Voleybol topuyla ilkokul sıralarında tanışan genç pasörün kaderi, Ankara'ya İLBANK'a transfer olmasıyla değişmiş. Nilüfer Belediyespor'da giderek ivmelenen form grafiğiyle büyük kulüplerin radarına girmeyi başaran Buse milli takımın da değişmezi olmak istiyor.

"Pasör olarak takımı organize ederken öncelikle karşı takımın ön oyuncularına bakarım. Kendi smaçörlerimi de topu ne kadar etkili öldürebileceklerine göre seçerim. Türkiye'den her oyuncu benim için en iyisidir. O yüzden isim vermek istemiyorum. Pasör olarak en beğendiğim yerli oyuncu Naz Aydemir Akyol, yabancılardan ise eski Eczacıbaşılı Ogjenovic. En beğendiğim smaçör için de bir dönem Fenerbahçe forması giyen Fenerbahçeli Mihajlovic'in ismini verebilirim."

"Eksik yönüm olarak savunma performansımı gösterebilirim. Bir de bloklarda biraz daha aktif olarak fileye yükselmem gerekiyor. Nilüfer Belediye'yi seçmemde antrenörüm Alper Hamurcu'nun katkısı büyük oldu. O bana, ben ona çok güvenirim. Müzik dinlemeyi, kitap okumayı severim. Teoman favori şarkıcım. Henüz Bursa'yı gezemedim ama yabancı arkadaşlarım Uludağ'a hayran kalmış. Teleferikle ilk fırsatta çıkmayı düşünüyorum. Yemek ayrımı yapmadan önüme ne konulursa yerim."

Buse Ünal'ı alıcı gözle Nilüfer Belediyespor Bayan Voleybol Takımı'yla birlikte izlemeye başladığımı söylemeliyim.

Gecikmiş bir itiraf da diyebiliriz bu duruma, yolu Bursa'da sıkça buluşmadığı için farkına varılamayan bir değer de...

Kısa sayılabilecek kariyerinde birkaç kulübü barındırsa da Nilüfer Belediyespor vizyona çıkıp, parladığı gerçek evi sayılmalı Buse'nin.

Bugüne kadar farkına varamayanların bile dikkatlerini üzerinde toplamaya başlayan genç oyuncu, Türk bayan voleybolunun yeni yükselen yıldızlarından birisi.

Pasör gibi çok farklı özelliklerle, yetenek isteyen zor bir pozisyonda, üstlendiği sorumluğunun refleksleriyle kendine güvenenlerini utandırmayan performanslar sergilemesi ise oyun karakterinin belirginleşmiş simgeleri arasında.

Giderek ivmelenen form grafiğiyle kendisine yönelik değer yargılarını da tersine çeviren Buse Ünal, bu performansını sürdürebilirse; Türk bayan voleybolu uzun yıllar yararlanabileceği yeni bir yıldız oyuncuyla tanışmış olacaktır.

Fiziği, oyun zekâsı, en önemlisi bir pasörde olması gerekenden daha fazla parmak hassasiyetiyle farklı bir kulvarda kariyerini parlatan bu naif kızımızla ne zamandır röportaj yapmanın peşindeydim.

Bir işin peşine düşülünce bırakmamak gerekirmiş. Uzun vadeli yalvarış, yakarışlarımın karşılıksız kalmamasının sonucuydu sevgili Buse ile takım menajeri Mehmet Başyolcu'nun bizim medyaya konuk olarak gelmeleri.

Önce seni tanıyalım istersen. Kimdir Buse Ünal?

"1997 yılında Ankara'da doğdum. Babam Zülfikar polis, annem Güler ise beden eğitimi öğretmeni. Benim dışımda ailede 2001 doğumlu Melis isminde bir kız kardeşim var. An itibarıyla İzmir'de yaşıyoruz.

Hacettepe Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Bölümü 4. sınıfında öğrenciyim. Aslında okulun çoktan bitmesi gerekiyorsa da voleybol işin içine girince mezuniyet biraz uzadı."

Voleybola ilgin nasıl başladı?

"Annemin beden eğitimi öğretmeni olmasının bu spora başlamamda etkisi büyük oldu diyebilirim. İzmir'de ilkokul 2. sınıfında öğrenciyken ilk kez voleybol topuyla buluştum. Arkas'ta başlayan voleybol yaşantım sonra lise yıllarında Ankara İLBANK'ta devam etti. Geçen yıl da yarım sezonluğuna Manisa BŞB'de kiralık olarak forma giydim."

'Başka bir sporla uğraşsam daha iyi olurdu' dediğin hiç oldu mu?

"Hayır. Voleybol hep ilk tercihimdi. İyi ki de voleybol oynuyorum. Başka bir spora eğilimim olsaydı, bu kadar başarılı olabileceğimi de düşünmüyorum."

Pasör oynamak senin tercihin miydi, yoksa koşullar zaman içinde bu mevkide oynamanı mı gerektirdi?

"Kendimden ziyade, altyapısında voleybola başladığım Arkas Kulübü'ndeki hocalarımın yönlendirmesi etkili oldu diyebilirim. Sonuç itibarıyla kendim istesem de antrenörlerim beni nereye uygun görmüşse o pozisyonda oynamak zorundaydım. Kendi yerimi tayin etme gibi bir şansım hiç olmadı."

Basketbolda oyun kurucu /playmaker/, voleybolda da pasör takım içi sorumlulukları diğer pozisyonlara göre daha çok öne çıkan mevkiler. Bir pasör maç içinde nelere dikkat etmeli?

"Öncelikle karşı takımın ön oyuncularını kontrol etmek zorundayız. Kendi smaçörlerimi de topu ne kadar iyi öldürebileceklerine göre tercih ediyorum. Çünkü takım içindeki her oyuncunun kendine özgü farklı becerileri var. Bir pasör hepsini göz önünde bulundurarak seçimini yapmalıdır."

Smaçör seçimi yaparken kendine göre belirlediğin kriterlerin var mı? Örneğin eli daha çok sıcak olan mı, yoksa 'Bu pası atarsam kesin topu öldürür' dediğin birisi mi önceliğindir?

"Kimin eli o sırada daha sıcaksa topu ona atarım. Skor yapabilecek oyuncuyu bulmak bizim görevimizdir."

O zaman Nilüfer'de Kanadalı Bailey biraz daha fazla öne çıkıyor değil mi?

"O veya bu diye bir ayrım yapmam. Kim daha iyiyse ve kim bloku geçebilecek güveni bana veriyorsa onun üzerinden topu kullanırım. Bailey kısa boyuna karşın çok ekstra bir hücumcu ve atletizmi inanılmaz. Dikey olarak müthiş sıçrıyor. Ama diğer arkadaşlarım da ondan aşağı kalmaz. Bytsenko, Hande, Özgenur, Lazic de saha içinde güvenerek pas attığım arkadaşlarım arasında."

Maç içinde skora sıkıştığınız süreçlerde tek başına karar verici rolü oynamayı göze alır mısınız?

"Bir pasör kenarla sürekli kontakt halinde olmalıdır. Ben de hücumu organize ederken kenara, Alper hocamın uyarılarına bakarak kendime hücum planlamasını yapmaya çalışırım. Maç içinde bana çok yardımcı oluyor. Çünkü kendisine çok güveniyorum."

Sence eksik olan yönlerin nereleri?

"Biraz daha fazla savunma çalışmamın kariyerim adına iyi olacağını düşünüyorum. Bloklarda da tayming zaafım var. Geç blok yaptıkça rakibin hücumunu kesme şansım fazlalaşıyor."

Türkiye'den ve dünyadan en beğendiğin pasör ve smaçörler?

"Geçen yıl Eczacıbaşı'nda oynayan Sırp pasör Ognjenovic müthiş bir oyuncuydu. Pas organizasyonları, saha içi görüşü ve takımı yönlendirmesiyle bende derin izler bırakan bir yıldız oldu. Yerli pasörler içinde Naz Aydemir Akyol'u bir numaraya yazarım. 'Şu smaçördaha iyidir' diyerek Türk arkadaşlarıma haksızlık etmek istemem. Çünkü hepsi birer değer benim gözümde. En beğendiğim yabancı ise Fenerbahçe'nin eski Sırp smaçörü Brankica Mihajlovic."

Nilüfer Belediyespor'a transferin nasıl gerçekleşti. Yönlendiren birileri oldu mu yoksa kendi tercihin mi?

"Milli Takım'dan da antrenörüm olan Alper Hamurcu'nun beni istemesi etkili oldu. Ben ona, o bana güveniyordu. Biraz uzasa da sonunda istediğim bir kulüpte voleybol oynadığım için mutluyum. İleride burası benim kariyerimde bir kilometre taşı olacaktır. Her bakımdan bir voleybolcu için ideal bir kulüp Nilüfer Belediyespor."

Peki, başka teklifler geldi mi?

"Burada Buse soruya direkt girmedi. Yerine menajeri Mehmet Başyolcu konuştu. Buse'yle transferde Galatasaray ciddi olarak ilgilense de kendisi gelişimi için Bursa'da oynamayı tercih etmiş."

Takımdan memnun musun?

"Hem de fazlasıyla. İyi bir camiada voleybol oynuyorum ve herkes beni el üstünde tutuyor. Antrenörüm ve takım arkadaşlarımla birlikte voleybola bir şeyler kattığımıza inanıyorum. Daha da iyi olacağız."

İyi bir seri yakalayıp son 8 maçın 7'sini kazandınız. Kendince Nilüfer Belediyespor olarak bir hedef belirlemesi yaptın mı?

"İlk 6 sıra içinde yer alarak play-off oynamak takım olarak ortak düşüncemiz."

Genel çerçevede bir sorum olacak şimdi de. Türkiye'de bayan voleybolunu takımlar, 3 numarayı /orta oyuncu/ baypas ederek oynamaya çalışıyor. Bu zaafın nedeni; bu pozisyon için yeteri kadar oyuncu bulunmamasına mı, yoksa pasör tercihlerine mi bağlı?

"Kişiye göre değişik yanıtlar verilebilir bu sorunuza. Türkiye'de iyi orta oyuncular mevcut. Örneğin ben kendi takımımda bu pozisyonu kullanmaya çalışıyorum. Yeterli mi derseniz, öz eleştiri yapılacaksa eğer 3 numaraya daha fazla top atmalıyım."

Ailen İzmir'de sen Bursa'dasın. Gurbetlik zor olmuyor mu?

"Böyle yaşamaya alıştım artık. O yüzden yadırgamıyorum. Yaklaşık 7 yıldır uzaktayım onlardan. Sık sık Bursa-İzmir arasında gidip geliyorlar. Ankara'da oynarken akrabalarım vardı, buradaysa arkadaşlarım. Aile ortamı güzel bir şey olsa da zorunluluklar bazı fedakârlıklar gerektiriyor."

Kardeşin Melis de Karşıyaka altyapısında pasör oynuyor. Bir gün seni geçebilir mi, ne dersin?

"Keşke. Beni geçmesini isterim elbette. Aramızdaki rekabet beraberinde başarıyı getirir."

İleride transferin söz konusu olduğunda yurt içi mi yoksa yurt dışı mı istersin?

"O an gelecek teklife bağlı. Gelince düşünürüm; şimdiden konuşmak erken. Tabii bir yere gideceksem; kulübümün de menfaatleri söz konusu. Hayırlısı neyse o olsun."

Türkiye kulüpler düzeyinde bayan voleybolunda dünyanın lider ülkesi. Bakılınca başarılarda lejyoner oyuncuların katkısı fazlasıyla öne çıkıyor. Böyle başarıları Türk oyuncularıyla elde etmek mi daha güzel, yoksa mevcut düzen mi?

"Türklerle oynayıp kazanmak daha iyi olsa da bir yerden sonra ayrımcılık yapmamak gerekiyor. Kaliteli yabancıların her kulübe büyük katkısı var ve bu olgu artık voleybolda bir realite haline geldi. Seyirci de onları izlemeye salonlara koşuyor. Vazgeçmek söz konusu olmadığına göre, bu düzende oynamaya devam edilmeli."

Bursa'da idmanların dışında bir günün nasıl geçiyor?

"Yorucu çalıştığımız için kulübün lojmanında kalıyor ve istirahat ediyorum. Bursa'da henüz AVM'ler dışında fazla bir yere gidemedim.  Yabancı oyuncularımız Uludağ'a çıkıp, çok beğenmişler. Ben de ilk fırsatta teleferik ya da kara yoluyla çıkmak isterim."

Sinema, tiyatro, müzik, kitap okumak. Hangisiyle aran iyidir?

"Kitap okumayı severim. Sinemaya fazla gidemiyorum. Evde olduğumda televizyondan yabancı dizileri izlemeye çalışıyorum. Rock müzik öncelikli tercihim. Özellikle Teoman'ın parçalarını severek dinlerim. Son günlerde en sevdiğim parçaysa, 'Yüz yüzeyken Konuşuruz Grubu'ndan 'Boş gemiler geçiyor' parçası."

En sevdiğin yemek hangisi?

"Yemek seçmem. Önüme konulan her şeyi severek yerim. Kendim de internet üzerinden evde tariflere bakarak yemek yapmaya çalışıyorum."

Peki, en sevdiğin anne yemeği?

"Hepsi. Ne pişirirse pişirsin canım annemin yemekleri benim için en güzelidir."

Sevgili Buse bu güzel söyleşi için sana çok teşekkür ediyorum.

Engin Aksöz / Bursa

 
Anahtar Kelimeler: Engin Aksöz, Buse Ünal

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV