23 Ağustos 2019 Cuma

U16 ve U20 Millilerimiz Üzerine

21 Temmuz 2019, 20:34
U16 ve U20 Millilerimiz Üzerine
Merhaba sevgili voleybol severler,
Yaz aylarında yaş gruplarındaki Milli Takımlarımızın Avrupa Şampiyonalarındaki maçlarını takip ediyoruz hepimiz. Bugün sizlerle 16 Yaş Altı Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası ile 20 Yaş Altı Milli Takımımızın Dünya Şampiyonası’ndaki son durumları ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle belirtmek isterim ki; Bu tip turnuvalar kazanmak özgüven açısından, ülkelerin prestijleri açısından önemli-değerlidir. Fakat asıl değerli olan A Milli Takımımıza yetiştirdikleri sporcu sayısıdır.
U16 Milli Takımımızın Yarı Final maçındaki performansı ile başlamak istiyorum:
U16 yaş gurubu için;
1-İlk set 23.sayıya kadar önde gidip seti vermek şanssızlıktı.. 
2-ilk seti verdikten sonra hiç bozulmadan 2.sete aynı konsantrasyon ile devam etmek zordur. Bu takım bunu başardı.
3- Smaçörler aksadığı anlarda pasör çaprazlarımız ile, pasör çaprazlarımız aksadığı zaman ise orta oyuncularla neredeyse hatasız organizasyon ile çözüm üretmek zordur. Bu takım bunu başardı..
4- Oyuna kötü başlamalarına rağmen her sayıda toparlanıp tüm takım olarak iyi oynayarak (tek bir oyuncuya bağlı kalmadan) bitirmek zordur. Her set daha doğru oynamak ve rakibe daha az sayı vererek maçı bitirmek zordur. Bu takım bunu başardı.
5- U16 yaş grubunda bu kadar zor işleri başarıp finale kalmak zordur. Bu takım bunu başardı..
İnşallah sakatlıksız, aynı başarıları devam ettirerek Şampiyon olmayı da başarırız.
Tüm ekibi tebrik ediyorum..
Devam,
Geleyim U20 Millilerimizin Dünya Şampiyonluğu fırsatını kaçırdığımız Yarı Final maçına;
1- Pasör 6 numara, pasör çaprazı11 ve 10 numaralı oyuncularımız defans yapmıyor, blok yapmıyor. Pasör çaprazlarımız geri atak yapıyor mu? Hayır! O zaman otomatikman 4 numara smaçörlerimize oyunu yıkacağımız belli. Takipler de buna göre çok kolay önlem alıyor. Oyunda zorlanıyor görünmemiz, 4 numara smaçörlerinden oynuyor olmamız bu yüzden. Turnuva boyunca en aksayan yerler pasör ve pasör çaprazlarımız oldu. Oyunu oynatan, kuran pasör ve takımın hücum gücüne en çok katkı yapması gereken pasör çaprazlarımız ne yazık ki gerekli katkıyı yapamadılar. A Takımlarımız da en sıkıntı çekilen yerler pasör ve pasör çaprazlarımız olduğunu düşünürsek, bu sporcularımız kendilerini çok daha fazla çalışmak ve gelişmek zorundalar diye düşünüyorum..
2- Orta oyuncularımız skora katkıyı sadece blok tutarlarsa yapmakta. Hücum ederken 6 numara pasörümüzün de kötü pasları nedeniyle neredeyse yoklar. Sayı alınca gösterdikleri tepkiler de çok fazla abartılı oluyor. En çok bağıran değil, teknik-taktik olarak son sayıya kadar her şeyi doğru yapan takımlar maçı kazanıyor. Bunu artık anlamaları gereken yaştalar. Hırslı olmak ile kontrollü olmak, konsantre olmak çok farklı şeyler. Kendi A Takımlarındaki ablalarının, yabancı sporcuların sayı aldıklarında yerlere oturarak sevindiklerini hiç görmüşler mi? Sanmıyorum. Yarı Finale kaldığımız maçtan sonra göbek atmak bizim kültürümüzde olmamalı. Turnuvanın devam ettiğini unutmadan, amacımız olan şampiyonluğa yakışır davranışlar ile maçlarımızı oynamak lazımdı. Hırslı fakat sakin olup bir sonraki sayıyı nasıl oynaması gerektiğini düşünmek (karşı takım şimdi nereden hücum edebilir? en güçlü smaçör nerde? gibi...) gelişmelerine daha çok katkı sağlayacaktır. Diğer pasör (3 numaralı forma giyen oyuncumuz) ortadan oynamaktan korkmuyor ama O’nun da kapasitesi sınırlı.
3- Liberomuz takımı ateşleyen, blok hatalarını yaptığı defanslar ile kapatan, önünde oynayan yada servise giden takım arkadaşlarını motive eden bir yapıda değil. O zaman A Milli Takım yaşı gelmiş olan liberomuzun bu psikoloji ile ilerideki yıllarda kimi kesebileceğini sorgulaması gerek?
4- Smaçörlerimiz; 14 Numaralı oyuncumuz boyu kısa fakat cesaretle oynayan bir oyuncu. Fakat asla maç kazandıran kapasitede bir smaçör olmayacak. İlerde manşet ve defansa yardımcı olan 2. smaçör olarak A Takımlarda yer bulabilir. Servisini ve defansını geliştirmesi lazım. Bana göre bundan sonra libero olarak yatırım yapılsa çok daha doğru tercih olacaktır. Dengeli, kontrollü, konsantrasyonunu kaybetmeyen özellikleri var. A Milli Takımda her zaman yer bulacak kapasitede bir oyuncu.
17  Numaralı oyuncumuz, O en çok destek olduğum sporcu. A Milli Takıma hemen alınmalı hatta ilk 6 oynatılmalı diye hep fikrimi söyledim. Karakterinin, zaaflarının zamanla oturacağını söyledim. Biz ne yazık ki sporcularımızı sadece topa vuran, 3 pas yapan elemanlar olarak yetiştirir olduk.  Oysa gözden kaçan; her takım 3 pas ile oynanıyor zaten voleybolu. Sporcuları takım içinde sivrilten, ön plana çıkaran özellikler dengeli, kontrollü, skora etki edebilen, pozitif karakterleri olmakta. Hele takım kaptanının saha içinde davranışları bu kadar dengesiz, itici, her şeyi kontrol ediyor havasında, rakiple gereksiz didişmelere giren tavırlar kabul edilemez! Bu tip oyuncuyu asla A Takım için düşünmez ,görev vermez antrenörler. Fizik olarak da ben olsam, kas yapımı geliştirecek, güçlendirecek çalışmaları ekstra her gün yaparım. Servis-blok-defans-servis karşılamada eksiklerimi her gün fazladan çalışır, geliştiririm. A Takımlarda 4 numara oynamak çok zordur. Tüm takımlar 4 numara haklarını yabancı oyuncudan yana  kullanıyorlar ve bunların hepsi Derya’dan daha kontrollü olan sporcular olacaktır. İşi çok zor olan Derya, yeteneklerini geliştirmek için enerjisini harcamalı, kendisine hiç bir fayda sağlamayacak olumsuz davranışları bırakmalı diyorum. En önemlisi, ‘kaptan oyuncu olmak en ağır eleştirilere açık-hazır olmak ve onlarda dersler çıkarma becerisi olan sporcuda demektir’ diyebilmelidir.
5- Diğer oyuncularımız hakkında bir yorum yapma şansım yok çünkü görev yaparlarken seyredemedim..
6- Genel olarak mevcut kadroya göre nasıl oynamalıydık diye düşüncelerim şöyle;
*) Pasörlerimizi ortadan da oynamaları için ısrarla zorlardım..
*) Mevcut kadroda pasör çaprazı Derya’yı oynatıp, rakibe gerektiğinde geri atak yapma tehdidi yaratırdım. Çünkü 11 numara ve 10 numara sporcularımız geriden atak yapmayan pasör çaprazları olarak oynadılar. Önde ise 17 numara Derya’yı 2 yada 4 numarada tutarak hem blok, hem hücum da kullanırdım. Bazı pozisyonlarda manşet almayan Derya da manşet-atak stresinden daha fazla yıpranmadan oyunda kalabilirdi.
*) En büyük hatamız, 11 numaralı pasör çaprazımızın 4 ve 2 numaraya gelince servise karşı manşet karşılatılmasıydı. Pasör çaprazı Derya’yı oynatsa bu sorun da ortadan kalkacaktı. Rakipler en çok sayı aldıkları açığımızı bulamayacaklardı.
*) Bir diğer eksik yanımız kritik son sayıları ikili değişiklik yapmadan oynamamızdı  Hiç değilse 2 oyuncu fazla kullanmış, önde 3 smaçör ile oynamış olurduk. Mesela Japonlar tüm son sayılarda ikili değişiklik yaparak oynadılar. Pasörleri çok kısa olan Japonya önde 2 kişi ile blok yapan bir sistemle (ki, ben buna sistem demiyorum, çok eski kafalı ve fiziki zaafları nedeniyle uydurdukları bir oyun tarzıdır) öndeki pasör plaselere bakıyor, diğer 2 oyuncu blok kovalıyor. A Takımlarda bu sistemle oynamaya kalkarlarsa topla döverler rakipler. O nedenle Japonları bu turnuvada başarılı fakat günü kurtarmak için kurulmuş bir takım olarak görüyorum.
*) Servislerimiz, blok ve bloğa göre kurulan defans sistemimiz hep inişli çıkışlı oldu.Bunun en büyük nedeni her sayıda gereğinden fazla reaksiyon gösterip sevinmemiz veya üzülmemizdi. Gereksiz çok fazla sevinç çığlığı atarak servise gelen sporcumuzun nabzı ve konsantrasyonu ne kadar kontrollü olabilir ki? Tabi bu da hata yapmamızı yada hatadan korkarak kolay servis atmamıza neden oldu..
*) U20 takım oyuncusu artık porfesyonel olma yoluna girmiş, rekabeti her koşulda yapabilen, saha içi-dışı kontrolünü kaybetmeyen, devamlılığı olan sporcular demek olmalı. Bu yüzden turnuvanın bitmesini bekledim ve hatta biraz yumuşattım eleştirilerimi. Bu sporcularımız artık A Takımlarda kendilerinden daha iyi-tecrübeli Türk sporcularla ve yabancılarla rekabet edeceklerse yukarda sıraladığım konularda gelişmek ve istikrar-devamlılık sağlamak zorundalar.
3.lük-4.lük maçı oynayacak takımımıza sakatlıksız ve inşallah kazanarak bitirecekleri bir turnuva olmasını diliyorum. 
Tüm teknik ekip ve sporcularımızın Allah yardımcıları olsun.
Her türlü eleştirimize rağmen bu takım Japonya’ya 5.sette 9/4 galipken kaybetmiştir. İtalya’ya 5.sette 14/12 galipken kaybetmiştir. Bu da kapasitemizin ne düzeyde olduğunu göstermekte. 
Tüm sporcularımızın eksiklerini çalışıp, geliştirip A Takımlarda başarıyla oynayacak sporcular olmalarını diliyorum...
Başladığım gibi bitireyim;
Bu tip turnuvalar kazanmak özgüven açısından, ülkelerin prestijleri açısından önemli-değerlidir. Fakat asıl değerli olan A Milli Takımımıza yetiştirdikleri sporcu sayısıdır.
Saygılarımla,
Osman Uraner 
 

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV