19 Mart 2019 Salı

Voleybolda Mola - 2

10 Ocak 2019, 08:56
Voleybolda Mola - 2
Merhaba Voleybol Severler,
Geçen hafta “Voleybolda Mola -1” başlıklı yazımda, molanın alınış nedeni, kullanımı, yararı gibi teknik yönden molanın oyuna etkisini analiz ettim. Bu yazıda, mola sürecinde antrenör davranışı ve sporcularla iletişim biçimini üzerinde duracağım.
Birden fazla insanın olduğu yerde yöneten ve yönetilen vardır. Müsabaka sürecinde antrenör takımı yönetendir, oyuncu yönetilendir.
Biçimsel yönden iletişim iki türlüdür, dikey yönlü iletişim ve yatay yönlü iletişim. Dikey yönlü iletişim yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya olmak üzere iki türlüdür.
Antrenör oyuncu iletişimi, dikey yönlü ve daha çok yukarıdan aşağıya doğru bir iletişimdir. Dikey yönlü ve yukarıdan aşağıya doğru iletişim biçiminde üstler; astlara talimat verir, görev verir, sorumluluk yükler. Otoriter bir ilişki vardır. Yaptırım gücü vardır. Süreci değerlendirme yetkinliğine sahiptir.
Voleybolda, antrenör üsttür, oyuncu asttır. Yani voleybol antrenörleri, molalarda oyuncusuna talimat verir, görev verir, değerlendirmelerde bulunur.
Voleybol, fiziksel becerinin yanında üst düzey zihinsel beceri gerektiren bir spor dalıdır. Salon sporlarında antrenör ve sporcuların “duygusal zeka” becerisine sahip olması beklenir. Oyuna katılanlar ve seyirciler birbirleriyle çok yakın temas içindeler. İnsan ilişkilerinin, sorunlarının ve uyarıcıların yoğun olduğu kritik bir süreç yaşanmaktadır.
Molalarda antrenör sporcu iletişimi


1. Oyuncunun kişiliği değil, davranışı değerlendirilmelidir


Antrenör üsttür, ancak sporcunun işinden dolayı üsttür. Antrenör molada oyuncunun kişiliğini değil, davranışını değerlendirmelidir.
Örneğin; Etkili blok yapamayan orta mevkideki oyuncularına,
Kişilik değerlendirildiğinde; “bugün hiç iyi değilsiniz”, “sahada geziniyorsunuz”, “aklınız başka yerde” gibi uyarılarda, sporcu kendini baskılanmış hisseder, kötü hisseder, kaygı düzeyi artar, motivasyonu düşer.
Davranış değerlendirildiğinde; “blok yapmakta geciktiniz”, “daha uzun sıçramalıydınız”, “kolları kaldırırken doğru kaldırmadınız” gibi mesajlar daha etkili olur ve işe yarar. Oyuncu, “hocam görevini yapıyor, benim eksiklerimi ve hata mı fark etmemi sağlıyor, kendimi tanımama yardımcı oluyor” diye düşünür. Antrenörü hakkında olumlu algı geliştirir. Antrenörüne olan güveni ve inancı artar.
Antrenörün, oyucunun kişiliği yerine davranışını değerlendirmesi, oyuncunun gelişimine, takım kimliğine ve sporcunun aidiyet duygusunun oluşmasına büyük katkısı vardır.
2. Suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil kullanılmamalıdır.


Sporcunun kişiliğini yargılamak, suçlamak, ayıplamak ve ötekileştirmek; sporcuyu mutsuz eder, motivasyon kaybına yol açar, kaygı düzeyini artırır. Hiç bir birey, kişiliğinin değerlendirilmesini, eleştirilmesini ve yargılanmasını istemez. Suçlayıcı dil, bireyi ötekileştirir, grup veya takım dışına atar. Sporcu kendini değersiz ve önemsiz hisseder. Değer vermediğiniz ve önemsemediğiniz bir sporcudan yararlanamazsınız, katkı elde edemezsiniz.
Molada teknik, taktik ve strateji üzerine yapılan mesajlar sporcuyu suçlamadan ve yargılamadan yapılmalıdır.
Örneğin; Servis manşeti alamayan oyuncuya, “senin yüzünden seti kaybediyoruz”, “durduğun yere bak, öğrenemedin gitti”, “manşet alışın beni kanser etti” gibi örseleyici ve yaralayıcı sözler, suçlayıcıdır ve motivasyon kaybına yol açar. Bunun yerine,  “doğru yerde durmuyorsun”, kollarını yanlış açtın”, “topu takip etmiyorsun” mesajı davranışın yargılanmadan somut bir şekilde ifade edilmesidir. Sporcu, şöyle düşünür; “antrenörüm benim gelişmemi sağlıyor, oyuna daha fazla katkı yapabileceğine inanıyor”
Sporcunun davranışı yargılanmadan somut bir şekilde ortaya konmalıdır. Voleybol oyuncusu zihinsel ve duygusal yönden üst düzey becerilere sahiptirler. Antrenörünün, hatasını ve eksiğini ortaya koymasını, spor becerilerinin gelişimine yönelik olduğunu bilir. Sporcu, siz söylemeseniz de hatasını bilir, hatırlatmanız yeterli. Antrenörün öfke ve kızgınlıkla hataları ortaya koyması, anlaşılabilirliği ve etkililiği azaltır.
3. Mesaj anlaşılabilir ve açık olmalıdır


Mola zamanı kısıtlı bir süreçtir. Teknik ve taktik mesajlar anlaşılabilir olmalıdır. Uzun cümlelerle ifade edilmemelidir. Kısa cümlelerle, emir cümlesi şeklinde verilmelidir. Uzun cümleler anlaşılabilirliğine ve mesajın sporcuya ulaşması bakımından risk taşımaktadır.
Teknik, taktik ve oyun stratejisinde yapılan değişiklikler açık ve net olmalıdır. Şüphe gerektirmeyecek ve kuşku yaratmayacak şekilde mesajlar açık olmalıdır. Dolaylı mesaj ya da örtük mesaj yerine ulaşmaz ve etkili olmaz.
Örneğin; “arkadakiler uyuyor, öndekiler maçı seyrediyor”, mesajında arkadakiler kim ve ne yapıyor, öndekiler kim ve nasıl izliyorlar?  Yine açık ifade edilmeyen bir mesaj örneği; “pasör 4 numaradan yerine koşarken, diğer oyuncular pasörü iyi takip etsin” gibi buna benzer içi boş mesajların hiçbir etkisi olmadığı gibi, zararı vardır. Sporcu, antrenörünün mesajı ile oyun arasında doğrudan bir bağlantı kurar. Bana şu mesajı verdi, takıma şu mesajı verdi, diyerek sahaya dönmelidir.
4Mesajlar oyun tekniği, taktiği ve stratejisi üzerine verilmelidir


Molada oyun ve oyunla ilgili mesajlar verilmelidir. Oyuncu oyun anını yaşamalıdır. Dikkatler başka yöne kaydırılmamalıdır. Farklı algı ve anlayışlara zemin yaratılmamalıdır. Gündem değiştirilmemelidir. Oyuncu o anı yaşamalıdır.
Örneğin; molada oyun süreci konuşmak yerine, “şu taraftar sizden başarı bekliyor”, “eğer bu maçı alamazsanız, siz de ben de mahvoluruz”, “ben size antrenmana gelin, çalışın dedikçe siz beni ciddiye almadınız” gibi geçmişe ve geleceğe ait ve konu dışı mesajlar konsantrasyonu bozar. Antrenör ve oyuncu arasında kısır bir çatışmanın başlangıcı olur.
5. Mesajlar takımın geneline verilmelidir


Molada zaman kısıtlı ve tükenen bir süreç. Süreyi ekonomik kullanmak gerekir. Mesajların oyun kurgusuna yönelik tüm oyuncuları kapsamalıdır. Molada tek bir oyuncu ile görüşme ve değerlendirme yapılmaz. Diğer oyuncular, zamanla kendini değersiz ve önemsiz hisseder. Mola, tüm oyuncular için anlamlı hale getirilmelidir. Herkes kendine göre bir pay çıkarmalıdır. Oyuncunun düşünsel ve duygusal yönden zenginleşmesi sağlanmalıdır. Mesajlar herkesi ilgilendirmelidir. Takım bir zincirdir, her bir oyuncu zincirin halkasıdır. Toplu mesajlar, takım üzerinde sinerji yaratır.
Ancak taktik gereği tek bir oyuncu ile görüşülecekse, bu toplu görüşmeden sonra yapılabilir. Eğer, bir oyuncu ile özel bir görüşme yapılacaksa, bu görevi yardımcı üstlenebilir. Antrenör, kendisi görüşmek istiyorsa, yardımcısına takım görüşmesi görevi verebilir, kendisi bireysel görüşme yapabilir.
6. Tutarlı, samimi ve gerçekçi mesajlar verilmelidir.


Antrenör, tutarlı mesajlar vermelidir. Bu dönemin oyuncuları hem çok zeki ve hem de çok akıllılar. Antrenörün her sözünü kayıt altına alıyorlar. Antrenörünün teknik ve taktik bilgisinde bir tutarsızlık görürse, güven kaybına yol açacak durumlara neden olabilir. Her sette farklı farklı mesajlar verilmez. Her maçta birbiriyle çelişkili bilgiler güven kaybına yol açar. Ancak, şununla karıştırılmamalıdır, antrenör oyun taktiği yanlışından dönebilir, işlevsel olmayan mesajların yerine yeni bilgiler üretmiş olabilir. Bu bir tutarsızlık değildir.
Antrenör, sporcularına samimi, içten ve dürüst olmalıdır. Onları küçümseyerek, aşırı mesafe koyarak, itici tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Katı, rahatsız edici kaba söz ve eylemler, insan kaynağını yöneten antrenör nosyonuna uymayan etik dışı davranışlardır.
Mesajlar gerçekçi, oyunla ilişkili ve bağlantılı olmalıdır. Doğru bilgi verilmelidir. Doğru taktik ve doğru strateji geliştirilmelidir. Oyuncu antrenörünün verdiği taktiği ve stratejiyi iyi okuyor, işe yaramadığını görürse, çaresizlik duygusuna kapılır. Hele birde başarısızlığa yol açarsa, antrenörüne olan güveni ve inancı kaybolur.

SONUÇ: Antrenörler, meşru yaptırım gücü olan, takım üzerinde otorite gücü olan, görev ve sorumluk verme yetkinliğine sahip, oyun stratejisini belirleyen, bilgisiyle ve becerisiyle takıma etki yaratan teknik yöneticilerdir.

Her türlü görev ve sorumluklar, sporcuya öfke ve kızgınlık belirtisi gösterilmeden kazandırılabilir. Sporcunun kişilik haklarını saygı duyarak, daha etkili ve sonuç alınabilen mesajlar verilebilir.
Öfke duyarak, kızarak ve bağırarak verilen mesajlarda, sporcu bunu bir tehdit olarak algılıyor, bu tehdidi kısa süreliğine ortadan kaldırmak için beyin bedeni uyarıyor. Antrenörünün beklentisini kısa sürede yerine getirerek, tehditi ortadan kaldırıyor. Bu kısa süreli başarı, antrenörde; kızgınlığım, öfkem ve fırçam işe yaradı algısı oluşuyor. Bu algı zamanla antrenörün davranışını şekillendiriyor. Bu davranışı, sürekli uyguladığında, kesik kesik ve sık aralıklarla gönderilen tehdit mesajını, sporcunun beyni sık aralıklarla gönderilen tehdit mesaj algısını reddediyor. Sonuçta, fırça ve öfke dolu taktik sistemi çöküyor. Bir süre sonra işe yaramaz hale geliyor. Sonra antrenör ve sporcu arasında alttan alta bir çatışma başlıyor.


Antrenörler, teknik, taktik ve stratejik bilgi ve beceriyi sporcusunun kişiliğine ve kimliğine saygı duyarak, karşısındaki kişinin bir birey olduğunu bilerek iletişim içinde olmalıdırlar. Bunu davranış biçimi haline dönüştürmelidirler. Kızgınlık ve öfke içinde verilen mesaj gibi kısa süreli olumlu sonuç alınamayabilir. Ancak, bu tür saygın mesajlar daha uzun sürede sporcuda kabul görür. Olumlu etki yaratır, iç motivasyonu artırır. Başarı için, kendiliğinden hedefe yönelir. Etkili ve kalıcı sporcu davranışı oluşur.


Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış. Olumlu, motive edici, davranışa yönelik mesajlar takım üzerinde olumlu etki yaratır. Katma değeri yüksektir. Takımda sinerji yaratır. Bireyi geliştirir ve hedefe yöneltir.
 
Atila İNCE

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV