25 Haziran 2018 Pazartesi

Voleybolun İlk Başkanı

Voleybolumuzun kanatsız meleklerinden Gülnur Görgün'ün Facebook üzerinde yayınlarını sürdürdüğü Voleybolun Unutulmazları' serisinin 670. konuğu voleybolun ilk başkanına ayrıldı. Bizler de kendisinin izni ile bu özel bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Gülnur Görgün'e ve bu güzel bilgileri bizlerle paylaşan Faik Gökay'ın kızı Demet Gökay'a teşekkür ederiz.

14 Şubat 2018 Çarşamba 08:19
Voleybolun İlk Başkanı
Değerli Takipçilerimiz,
Bugün sizlere 1947-1958 yılları arasında Spor Oyunları Bölge Ajanlığı ve o yıllarda henüz federasyonlar kurulmamışken voleybolumuzun da içinde olduğu Spor Oyunları Federasyon Başkanlığı (Basketbol, Voleybol, Hentbol, Masa Tenisi ve Tenis) görevini üstlenmiş Faik Gökay'ı paylaşmak istiyoruz. 

Voleybolumuzun kanatsız meleklerinden Gülnur Görgün'ün Facebook üzerinde yayınlarını sürdürdüğü Voleybolun Unutulmazları' serisinin 670. konuğu voleybolun ilk başkanına ayrıldı. Bizler de kendisinin izni ile bu özel bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Gülnur Görgün'e ve bu güzel bilgileri bizlerle paylaşan Faik Gökay'ın kızı Demet Gökay'a teşekkür ederiz.


(A. Faik Gökay'ın ve eşi Pakize Gökay'ın kızlarına anlattıkları anılardan ve kızları Demet Gökay'ın anılarından derlenerek, Demet Gökay'ın ifadesiyle...)

Babam, Faik Gökay 1913'te Göllü Kesriye'de (bugünkü adıyla Kastorya) doğmuştur. Balkan Harbi sırasında, Türklere karşı mezalim başladığında dedem İslam Gökay'ı hapse atmışlar. Babaannem, Tenzile hanım canlarını kurtarmak için büyük oğlu, kızı ve daha 3 yaşlarında olan babamı eşek sırtında İstanbul'a getirmiş. Dedem mapustan kurtulup onlara katılınca, devletin mübadele kapsamında onlara sağladığı Tekirdağ'daki Rumlardan kalma bir eve yerleşmişler. Dedem ölünceye kadar o evde kaldılar ve torunları olarak ben, o evde onları tanıma şansı yakaladım.
Dedemin eli pek sıkıydı. Evinin meyve bahçesini mahallenin çocuklarına açmazdı. Camiye gittiğinde babaannem bütün çocukları çağırır, bahçe meyvelerinden yedirir, dedem camiden dönmeden önce de çocukları kışkışlar, böylece dedemin bahçesinin meyvelerinin talan edildiğinden haberi bile olmazdı. 
Dedemin Tekirdağ Gündoğdu mahallesinde yaptırdığı hayrat çeşmesi ise halen yerinde duruyor ve suyu halen gürül gürül akıyor. 
Babam Edirne Öğretmen Okulu dördüncü sınıf öğrencisiyken 23 Aralık 1930'da Atatürk okullarını ziyaret ediyor ve sınıf sınıf dolaşıyor. Öğrenciler Ulu Önder'le fotoğraf çektirmek için adeta yarışıyorlar. O fotoğrafların birinde babam da var. 24 Aralık 1930 günü Atatürk'ün Edirne Halkevi'nde halkla buluşacağını duyunca babam ve iki sınıf arkadaşı Atatürk'ü bir daha görmek için okuldan kaçıp Halkevi'ne gidiyorlar. Okula döndüklerinde ise okul müdürü onları "Ata'yı hiç görmeyenlerin hakkını yediniz" diyerek hafiften azarlıyor.
Babam Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü beden eğitimi bölümü mezunudur (15 Eylül 1936). Annem de aynı bölümün öğrencilerindendi. Okul yıllarında tanışmışlar ve mezun olduktan sonra evlenmişler. Vefat ettiklerinde 75 yıllık evliydiler. Annem evlendiklerinde tek bir bavulları olduğunu ve ilk aldıkları ev eşyasının bir sürahi ve bardak olduğunu söylerdi. Öğrencilikleri sırasında Türk eğitmenlerinin yanı sıra bir de Kurt Dainas adında Almanya'dan gelmiş bir öğretmenleri vardı. Dainas, Hitler zamanının meşhur Berlin Olimpiyatları’na babamın da dahil olduğu bir erkek atletizm takımını (bilgi ve görgü için) götürür. Babam orada gördüklerini heyecanla anlatırdı. Hitler mağlup olunca, Almanya zor günler yaşadı ve Dainas Almanya'dan öğrencilerine mektup yazıp çekilen sıkıntıları anlatınca babam, annem ve arkadaşları ona bir kutu incir yollamışlar. İncirlerin içine Dainas'ın Almanya'da bulamadıklarını söylediği dikiş ipliklerini koymuşlar.
Babamın ve annemin evlendikten sonra tayin edildikleri ilk şehir İzmir. Orada İstiklal Savaşı'nın hayatta olan şahitlerinin ağzından Yunan mezalimini dinlerler. Kısa bir süre sonra da mezun oldukları okulları Gazi Eğitim'de beden eğitimi bölümünde çalışmaya başlarlar. Atatürk'ün izlediği 19 Mayıs törenlerini ve daha sonraki 19 Mayıs törenlerini babam defalarca idare etmiştir. Hasan Ali Yücel'den teşekkür almıştır (1944). 
O zamanlar 19 Mayıslara Köy Enstitüleri ve Harp Okulu da katılırdı ve törenler 19 Mayıs Stadyumu'nda yapılırdı. Babamın Gazi Eğitim'de öğretmenlik yaptığı yıllarda kız voleybol ve basketbol takımlarını kurduğunu ve bu takımların okul salonunda ve Siyasal Bilgiler'in salonunda kıyasıya maçlar yaptığını, bu maçların coşkulu seyircileri olduğunu hatırlıyorum.
Bu arada, annem ve babam Ankara Radyosu'nda sabah jimnastiği dersleri vermeye başlarlar. Radyoyu dinleyen erkenciler, evlerinin oturma odalarında radyonun karşısında jimnastik hareketlerini yaparak güne başlarlar. Öğretmenliğinin yanında babam böylece mikrofonik sesiyle spikerliğe de başlamış olur. Sayısız maçı radyodan anlatır. Atatürk'ün geçici kabrinden Anıtkabir'e nakli sırasında anlatım yapan spikerlerden biri de babamdır.
Babamın futbol hakemliği, önce milli sonra da beynelmilel (uluslararası) olarak epeyce sürdü. Defalarca FB, GS, BJK gibi büyük takımların maçlarını başarıyla idare etti. O günler kaleci Cihat Arman'ın, Lefter Küçükandonyadis'in, Recep'in, Naci'nin, Metin'in yıldız olduğu günlerdi. Halk, futbol kurallarını iyi bilmediği için zaman zaman hakemleri yuhalıyordu. Yine böyle bir seferde, babam devre arasında mikrofonun başına geçmiş ve seyircinin bilmediği kuralı açıkladıktan sonra, ikinci devreyi idare etmek için sahaya girdiğinde birinci yarıda onu yuhalayanlar, alkışlarla karşılamışlardır.

Aşağıda Faik Gökay'ın tarihlerle yaşamından kısa notları bulacaksınız.
1913 Kesriye Manastır'da doğdu.
1932 Edirne Orta Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu.
1932-33 İlkokul öğretmenliği yaptı.
1936 Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü'nden mezun oldu.
1938-1945 Ankara'da, Mersin'de ve İzmir'de ortaokullarda öğretmenlik yaptı.
1946-1967 Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü'nde Atletizm, İzcilik ve Spor oyunları dersleri verdi.
1947-1958 Spor oyunları Bölge Ajanlığı, Spor Oyunları Federasyon Başkanlığı (Basketbol, Voleybol, Hentbol, Masa Tenisi ve Tenis) yaptı.
1959-1960 Futbol Federasyonu Başkanlığı yaptı.
(20 yıl boyunca futbol hakemliği, su sporları, atletizm, basketbol, voleybol ve hentbol hakemlikleri yapmıştır.)
1963-1967 Basketbol Federasyon Başkanlığı görevini yürüttü.

Türk sporuna aktif olarak hizmet ettiği otuzu aşkın yıl boyunca Türk sporundaki ilklere imza atmıştır. Bu ilklerin tam listesi babamın sınıf arkadaşı ve Maarif Vekaleti müfettişi, o günlerin spor arşivcisi Cevdet Arun tarafından kaleme alınmıştır.

Babam doksanına merdiven dayadığında bile yaşamı sporla iç içeydi. Zaten tüm spor birleşimlerinin şeref konukları arasındaydı. Hepsine katıldı. Eski basketbolcular, o yaşında gözleri az gören babamı arabalarıyla bu toplantılara götürüp getirdiler.

Sıradışı anılarını bizlerle paylaşırdı, o anları tekrar yaşıyormuşçasına anlatırdı:

"Ankara'da paraşüt kulesi diye bir yapı vardı. Orada gençlere paraşütle atlama eğitimi verilirdi. Ben de bu eğitimi sınıf arkadaşlarımla beraber aldıktan sonra, uçaktan yapılacak gerçek bir atlayışta görevlendirildim. Atlayış tek motorlu bir pırpır uçağın kanadından yapılıyordu. İlk deneme atlayışları Etimesgut Havaalanı üstünde yapılırdı. O gün tesadüfen Sabiha Gökçen de uçuş yapacağından Atatürk de havaalanındaymış. Atlayışlarımızı başarıyla yapıp yere indiğimizde Atatürk tek tek hepimizin elini sıkıp kutladı."

Ne mutlu babama.
Babamın Atatürk'ü yakından gördüğü günlerin sayısı birden fazla. Edirne Orta Öğretmen Okulu'nda öğrenciyken, Mersin'de öğretmenken, 19 Mayıs törenlerinde töreni idare ederken, Opera'da İran Şahı'nı temsilen görev yaparken Ata'mızı yakından gördü.

"İran Şahı Türkiye'yi ziyaret ettiğinde Opera'da bir eser sahneye koyduk. Atatürk ve İran Şahı da şeref locasından seyrediyorlardı. Eserin sonunda Atatürk'ü temsil eden tenorla, İran Şahı'nı temsil eden ben sahnede kucaklaşıyorduk. Biz sahnede kucaklaşırken, Atatürk'le İran Şahı da birbirlerini kucakladılar. Sonra Atatürk Opera'da rol alan hepimizin ellerini sıktı ve bizleri tebrik etti."

Ne mutlu babama.

"Barcelona Akdeniz Olimpiyatları’na Türk Kafilesi gemiyle gidiyorduk. Sporcular güvertede oturmuş şakalaşıyorlardı. Güreşte Şampiyonlar Şampiyonu Yaşar Doğu da aralarındaydı. Nasıl olduysa bu usta güreşçi 'Var mı bana meydan okuyan?' diye soruverdi. Birdenbire birilerinin arkadan itmesiyle "n'oluyor?" dememe kalmadan herkesin önünde ve Yaşar Doğu'nun karşısında buluverdim kendimi. Yaşar Doğu beni bir iki silkeleyip yere çarpınca, kemiklerim kırılmasa da, adale ağrılarım ve çürüklerim uzun süre geçmedi."

Annem beş kız, bir erkek altı çocuklu bir aileden gelir. Annem, ailenin lise ve üniversite eğitimi gören tek çocuğudur. Babamla tanışıp evlenmeye karar verdiklerinde, o zaman için çok cesurca bir kararla babamı Boyabat'taki ailesine tanıştırmaya götürür. Babamı çok sevip el üstünde tutarlar. Köylerine götürürler. Zayıf buldukları için bol bol yedirip besiye çekerler. Anneannem ve teyzelerim artık ailenin bir ferdi olarak gördükleri babamı, o köy evinde 'biz yıkandık onu da yıkayalım' diyerek her zaman yaptıkları gibi kazanda su ısıtıp el birliği ile bir güzel keseleyip yıkarlar. Bana anlattıkları bu anıyı gözümde canlandırdıkça gülümsüyorum.

Gazi Eğitim'de her yaz tüm öğrenciler denizi yüzmeye ve kursa uygun bir yere yaz kampı için götürülürdü. Gittikleri yerde de yatılı okulların yataklarından faydalanırlardı ama o yataklar tahta kurusu istilasına uğramış olurdu. Ellerinde ispirtoya bandırıp ateşe verilmiş çubuklarla o demir yatakların tahta kurusu sakinlerini bir bir yakarlar, sonra yatakları kullanmaya başlarlardı. Bir keresinde, yer bulamadıkları için stadyumda geçirdiler yazı. Gündüz maçlar sırasında yataklar kaldırılır, akşam tribünler ve taş zemin suyla yıkanıp yatakhane düzeni kurulurdu. Bunları eğitimin bir zamanlar ne kadar zor şartlar altında gerçekleştirildiğini anlatmak için okuyucuyla paylaşıyorum.

Kayak kamplarında ise şartlar daha da zor olurdu. Derme çatma kayak evlerine ulaşan yol olmadığı için, okulun kayak kafilesi Uludağ'a veya Erciyes'e tırmanırken katırların çıkabileceği yol boyunca yüklerini katırlara yükleyerek, diğer kısmında ise yüklerini sırtlarında taşıyarak, elleri ayakları donmuş bir şekilde, karda tipide kateder ve menzile ulaştıklarında halen hayatta kaldıklarına şükrederlerdi.

Annem ve babam yaz mevsimlerini Yalova'da Tuncalp Sitesi'nde geçirirlerdi. İkisi de doksan yaşlarındayken bir öğle vakti sitenin meydanına iki otobüs geldi. İki otobüs dolusu, hepsi orta yaşlarında kalabalık bir grup meydanda toplanıp Gazi Eğitim ve "Dağ Başını Duman Almış" marşlarını söyleyerek hocalarını çağırdılar. Hep bir ağızdan "Sağol"larla ve "Ya ya ya şa şa şa" sesleriyle inlettiler meydanı. Babam o günü anlatırken gözleri parlar, yüzü ışırdı.

Ne mutlu öğrencilerinin unutmadığı öğretmenlere.

Faik Gökay'ın Türk sporundaki ilklerinden örnekler:

1. 1947-1958 yılları arasında bu spor dallarının kurallarının derlenmesi, yayınlanması
2. Antrenör ve hakem yetiştirilmesi
3. Uluslararası kursların ve seminerlerin yurt içinde ve yurt dışında düzenlenmesi
4. Resmiliği onanmış beynelmilel turnuvaların organizasyonu ve bu turnuvalara Türkiye'nin katılması. Bunun sonucu olarak Paris'teki Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda takımımızın averajla dördüncü olması
5. Paris'teki turnuvaya voleybol milli takımımızın ilk defa katılması
6. 1965-1967 yılları arasında bayan basketbol takımının kuruluşu ile İstanbul Sergi Sarayı'nın Spor Salonu karşılaşmalar sırasında hem erkek hem kızlar arası maçlarda hınca hınç dolması
7. 1963-1967 yılları arasında erkek basketbol liglerinin başlaması
8. Türk sporuna gelir sağlamak amacıyla Spor Toto'nun kuruluşunda Mehmet Arkan'la beraber çalışması
9. Çeşitli yayın organlarında spor temalı yüze yakın makalesinin yayımlanması (Spor yazarlığı sırasında kaleme aldığı yazılarda vurguladığı sorunların pek çoğunun halen tam olarak çözümlenemediğini görmekteyiz.)
10. “Oyun” adlı -tarafımdan resimlendirilmiş- bir spor oyunları kitabının yazarlığı

Geçmişimizdeki öncü spor sevdalılarının sayesinde voleybol, basketbol, tenis, atletizm ve jimnastik gibi dallarda genç nesillerin madalyalar ve kupalar kazandıklarını gördükçe gurur duyuyoruz ve bugünlerin temelini atan o eski öğretmen sporcuları şükranla anıyoruz. 
Demet Gökay (29 Ocak 2018-İstanbul) 

Ve Gülnur Görgün'ün bu güzel bilgilere ulaşma serüveni de şöyle:

Gülnur GörgünGrup Yöneticisi Onu ne çok aradım. Ailesini, çocuklarını, torunlarını. Zira voleybolumuzun ilk başkanı. 
1947-1958 yılları arasında Spor Oyunları Bölge Ajanlığı ve o yıllarda henüz federasyonlar kurulmamışken voleybolumuzun da içinde olduğu Spor Oyunları Federasyon B
aşkanlığı (Basketbol, Voleybol, Hentbol, Masa Tenisi ve Tenis) görevini üstlenmiş.
Önce biliyorsunuz buraya yazdım bilinmeyenler-bulunamayanları... Ben bir iki şey buldum Google Amcadan. Sonra değişmez yurt dışı Elmorlarımdan Yavuz Isilay abim herzamanki gibi araştırdı, buldu buluşturdu yolladı birşeyler.
Gazi Eğitim Enstitüsü’nde hocalık yapmış olması iyi bir ip ucu idi. Şartları oradan zorladım, mezun kişilere sordum. Abdullah Paşaoğlu da oradan mezun idi. Sorunca “Evet Faik Gökay bizim okulda hoca idi, çocuklarını, ailesini ben bir beden eğitimi öğretmenleri grubuna yazayım” dedi. Ve bingooo: Kızı Demet Gökay hanımın telefonu geldi.
Telefonla konuştuk bir çok kez. Ses inanılmaz sevinçli, pozitif, kibar... O da bir öğretmen. “Hemen Gülnur hanım ben zaten hem babamın hem de annemin bilgilerini toparlamıştım, hepsini getireceğim buluşmamızda çok güzel bir şey yapıyorsunuz.” dedi. 
Veee buluştuk. Sesindeki gibi çok güzel enerjili, çok tatlı bir hanım. Saatler nasıl geçti hiç anlamadım. Harika bir arşiv hazırlamış onlar için, ailesi için ancak onca aramalarımıza rağmen voleybol takımı ile ilgili fotoğraflarına öğrencilerinden ulaşamadık ama belki zaman içinde gelirse eklerim albümüne... 
Kendisi ya da ailesi için onca dürtmelerime ve aramalarıma rağmen kolunu kıpırdatmayan bazı kişileri düşününce anladım ki büyüklerimizin dediği gibi “evladın da ailenin de hayırlısı” diye bir tanım kesinkez doğru. Hep diyorum ya #kahramanımızyücelaslaniçin koşturmalarımda ve bu Voleybolun Unutulmazları çalışmasında nice insanın yüreğini görüp, puanlar verdim, beynimin bir yerlerine not ettim.
Her neyse... İşte alkışlarımız bir büyük spor adamı Faik Gökay için. Lütfen ve lütfen yaşam hikayesini okuyun. Zira Demet hanım aralara öyle güzel anılar, öyle güzel hikayeler eklemiş ki ben bayıldım.
Işıklarla uyu Faik Gökay ağabey voleybol için tüm hizmetlerinize teşekkürler. 
Anahtar Kelimeler: Gülnur Görgün, Faik Gökay

Paykasakarti.net| paykasa kart al, paykasa satın al, ucuz paykasa, paykasa fiyatları, paykasa nedir, paykasa al, paykasa bayi, istanbul paykasa, ankara paykasa, adana paykasa

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

ARŞİV