Köşe YazarlarıManşetRöportaj

Suphi Doğancı ile 23 Yılın Özeti

Merhaba Voleybol Aktüel takipçileri,

Bu yazımda antrenör olarak 23 yıl altyapılarda çalışmış milli takımlarda görev almış sultanlarda ve Avrupa kupalarında sayısız başarılara imza atmış, sporcularının ve genç antrenörlerin sevgili abisi Mustafa Suphi Doğancı konuğum….

Suphi hocam hoş geldin.

Hoş bulduk nazik davetiniz için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim bu dönemde beni kırmayıp davetimi kabul ettiğiniz için. Öncelikle nasılsın? Bu süreçte evde ailesi ile vakit geçirme lüksünü yakalayan antrenörlerimizdensin. Yıllardır yoğun tempoda maç trafiği sizleri evlerinizden maalesef alı koyuyordu.

Açıkçası ailemle beraber zaman geçiriyor olmaktan dolayı çok mutluyum. Yıllardır süren yoğun tempodan sonra ocak ayından bu yana ailemle çok daha fazla zaman geçirme fırsatım oldu. Bu durumun hiç ara vermeden çalıştığım 23 yılda kaybettiğim zamanı telafi edebilmek için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda yeni sezon için de dinlenip enerji toplama fırsatı oldu diyebilirim.

Biliyorum çok klasik olacak ama voleybola ilgin ve içinde yer alma maceran nasıl başladı? İlk başlangıç neresi oldu? Kimler elinden tuttu ve destek verdi?

Voleybola Fenerbahçe Spor Kulübü altyapısında geç denebilecek bir yaşta başladım. Genç takımdaki son sezonuma kadar voleybol oynadım ama üst düzey voleybol oynayabilecek potansiyelim yoktu. Bu durumu erken fark ettiğim için genç takımdaki ilk sezonumda spor okulunda antrenörlük yapmaya başladım. Başlangıçta zorlansam da zamanla çocuklarla çok kolay iletişime geçebildiğimi gördüm ve bu işe daha fazla odaklanmaya başladım. O dönemki Fenerbahçe Voleybol Şube Sorumlusu Sayın Perihan Özbilgin, A Bayan Takımı Antrenörü Onur Erman ve kendi antrenörüm Tunç Tuncel’in destekleriyle antrenörlük mesleğine geçiş yaptım ve tüm enerjimle Fenerbahçe Spor Kulübünde antrenörlük yapmaya başladım. Daha sonra sırasıyla Galatasaray, Vakıfbank, Eczacıbaşı, Seramiksan, THY Spor Kulüplerinde ve Milli Takımlarımızda Voleybol Antrenörü olarak çalışma fırsatını buldum. 1997 yılından 2020 yılı ocak ayına kadar hiç durmadan çalıştım diyebilirim.

Sonrasında uzun yıllar hizmet edeceğin ve birçok başarılar kazanacağın Eczacıbaşı Spor Kulübü ile çalışmalar başladı. Alt yapılar sorumluluğuna kadar yükseldin bizimle bu süreci paylaşır mısın?

Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde çalışmaya başladığımda 25 yaşında oldukça genç ve öğrenmeye açık bir antrenördüm. 12 sene boyunca önce Genç Takım Antrenörlüğü, A Takım Yardımcı Antrenörlüğü ve Altyapı Sorumluluğu görevlerini elimden gelen en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Dolu dolu geçen bir 12 seneydi, genç takımımızla 7 defa şampiyon olmayı başardık, A Bayan Takımı’nın son lig şampiyonluğunda yardımcı antrenör olarak görev yapma şansım oldu. Ancak tüm bu derecelerden de önemlisi, Eczacıbaşı Spor Kulübü, bizlere üst düzey yöneticiler, üst düzey antrenörler ve üst düzey voleybolcularla çalışma fırsatı verdi. Her sezon kendimi geliştirmek ve yeni şeyler öğrenmek zorundaydım. Tüm bunların yanında kulübün kültürü gereği, sürekli kazanma baskısı altında çalışarak bu baskıyla başa çıkabilmeyi öğrenmeye çalıştım. Tüm bunlar üst üste koyulduktan sonra, genç bir antrenör olarak girdiğim Eczacıbaşı Spor Kulübü’nden, 2 çocuk babası tecrübeli ve kişisel hedefleri olan bir antrenör olarak ayrıldım. Bana bu dönemi yaşama fırsatını veren başta Eczacıbaşı Spor Kulübü Başkanı Faruk Eczacıbaşı olmak üzere, Şube Sorumlusu Sacit Basmacı, Kulüp Menajeri Nalan Ural ve ismini sayamadığım tüm yöneticilerime bir kere daha teşekkürü borç bilirim…

Tabi sayısız alt yapı başarılarında ve yine birbirinden değerli kızlarımızın geleceklerinde imzanız var. Şimdi baktığınızda neler yaşanmış kazanımlarını nasıl değerlendiriyorsun?

Bugüne kadar kendilerine mutlulukla emek verdiğim, yetişmelerinde birinci derecede pay sahibi olduğumu düşündüğüm, şu anda voleybol camiasına voleybolcu veya antrenör olarak hizmet veren birçok kıymetli arkadaşla çalışma fırsatını buldum. Hepsi çok değerli insanlar tek tek isim vermek doğru olmayacaktır, aynı zamanda hepsiyle maç veya turnuva kazanmak için omuz omuza mücadele ettik, hepsiyle hafızalarımızda kalan hikayelerimiz var. Benim için en büyük zevk, zaman zaman rakip olduğumuz bu arkadaşlarımı farklı platformlarda göstermiş oldukları başarıları keyifle izlemektir. Hepsini gurur ve mutlulukla takip etmeye devam edeceğim.

Milli takımlar her antrenörün gururla görev almak istediği yer sende bu gururlu yolda görevler aldın birazda onlardan bahsedelim. Nasıl başladı milli takımlar serüvenin?

Milli takımlarda ilk resmi görevim 2011 yılında yıldız milli takım yardımcı antrenörlüğüydü. 1994-1995 doğumlu oyunculardan oluşan Yıldız Milli takımımız 2011 nisan ayında Ankara’da Avrupa Şampiyonu oldu. O turnuvada takımın başında A Milli Takım Teknik Direktörü Marco Motta bulunuyordu. Aynı takım 2011 ağustos ayında yine Ankara’da Dünya Şampiyonluğu için yarışacaktı, Marco Motta A Milli Takımdaki görevine döneceği için Yıldız Milli Takımımızı bu turnuvaya hazırlaması için yeni bir ekip kurulmasına karar verdi. Ben de bu ekipte yardımcı antrenör olarak görevlendirildim ve daha sonra elde edilen başarılarda pay sahibi olma şansını buldum.

 

Kulüplerde veya Milli takımlarda hiç unutamadığın bir anın var mı?

 

 

Çok fazla hikâye ve anı anlatabilirim aslında ama 2011 yılında Dünya Şampiyonu olduktan sonra tamamen dolu Başkent Spor Salonunda hep birlikte İstiklal Marşını söylemek müthiş bir deneyimdi, inanılmaz bir atmosferdi, bende en çok iz bırakan hatıradır diyebilirim.

Sultanlar Ligi teklifi başarıların taçlandığı nokta oldu.  İlk olarak Seramiksan ile bir yolculuğa başladınız ve ardından THY, ilk senenizde Avrupa kupalarına gittiniz nasıl geçti bu üç sene?

Eczacıbaşı’ndaki Altyapı Sorumluluğu görevinden ayrılmak benim için çok zor alınmış bir karardı. Genç takımlarımızla birçok şampiyonluk kazanmıştık, kulüp içerisinde de oldukça huzurlu ve verimli çalışıyordum. Aynı zamanda genç ve yıldız milli takımlarda da birçok turnuvada görev alıp madalyalar kazanmıştık. Sanırım altyapılardaki gelişimimi tamamladığımı ve kendimi tekrar ettiğimi hissettim. A takım antrenörlüğü yapmakla ilgili çok yüksek bir motivasyonum vardı ve bu fikirlerin kafamı doldurduğu bir dönemde Seramiksan Spor Kulübü benimle temasa geçti. Manisa ‘nın Turgutlu ilçesinde kurulmuş, beş yıl içinde sabırla Sultanlar Ligine kadar yükselmiş ve bu ligde kalıcı olmak isteyen bir kulüptü. Tekliflerini kabul ederek Eczacıbaşı Spor Kulübü’nden ayrıldım. Oldukça zorlu geçen bir sezonun sonunda 1 puan farkla Play Off hedefini kaçırarak ligi 9. Sırada bitirdik.  Ama sezon bitiminde ülkemizde yaşanan finansal sorunlardan dolayı kulüp üst yönetimi maalesef liglerden çekilme kararı aldı. Turgutlu ilçesinde geçirdiğim bir sezonun sonunda birçok değerli dostluk kurarak oradan ayrıldım. 

THY Spor Kulübü Sultanlar ligine yeni çıkmıştı ama uzun vadede büyük hedefleri vardı. Kulüp Genel Sekreteri Ramazan Yıldırım ile görüşme fırsatım oldu, bu görüşmede THY Spor Kulübü’nün hedeflerine ulaşabilmesi için yapılan projeyi detaylı bir şekilde öğrendim.  Bu projenin içinde olmanın kendimi geliştirebilmek için önemli bir fırsat olduğunu düşünerek Ramazan Bey’in bana ilettiği teklifi kabul ettim. 2018-2019 sezonu için Kulübümüzün hedefi ligde ilk altıya kalarak Avrupa kupalarına katılmaktı. Türk Hava Yolları gibi uluslararası bir şirketin voleybol takımının da Avrupa kupalarında yarışması ve kupalar kazanması herkes için çok önemliydi. Sezon içinde biraz dalgalı bir performans gösterdik, önemli galibiyetler aldık, beklemediğimiz puanlar kaybettik, ciddi sakatlıklar yaşadık ama hedef maçlarımızı maksimum eforda oynayarak Sultanlar Ligini 6.sırada bitirmeyi başardık. Doğal olarak 2019-2020 sezonu için Kulübümüzün hedefleri büyüdü; CEV Challenge Cup’ a katılarak bu kupayı kazanmak ve Sultanlar Ligini ilk dört içinde bitirmek önümüzdeki hedeflerdi. Hazırlık dönemini çok iyi geçirdiğimizi düşünüyorum, tüm oyuncular ve teknik ekip yeni sezonun zorluğunun bilincinde çok iyi çalıştı diyebilirim. Bunun akabinde de Balkan kupasını kazanarak, Challenge Cup’a kazanma hedefimize bir adım daha yaklaştık. Ancak, Sultanlar Ligi başladığında aldığımız sonuçlar sezon başında takımımız için koyulan ilk 4 içinde bulunma hedefiyle örtüşmedi. Bu durumun sonucu olarak da ilk devrenin bitmesine çok az bir zaman kala THY Spor Kulübündeki görevim sona erdi.

Son olarak buradan yeni antrenör olmak isteyen veya voleybola yeni başlamış gençlere tavsiyelerin nelerdir?

Artık daha fazla sayıda antrenör ve sporcu var, tüm genç kardeşlerimizin fark yaratmaları gerekiyor, diğerlerinden daha fazla çalışmalılar, diğerlerinden daha fazla araştırmalılar ve diğerlerinden daha hızlı öğrenmeliler. Bu işleri yapabilme dirayeti gösterebilen arkadaşlarımızın hızlıca yükseleceğinden eminim.

Tekrardan beni kırmayıp bu röportajı kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Şahsen seni tanımaktan gurur duyan birisiyim. Ne kadar iyi yürekli olduğunu ve o yüzden de her sonun yeni bir başlangıcın hazırlığı olduğunu kabul eden birisin.

İyi ki varsın iyi ki tanımışım…
Her İşin Güle Güle Olsun

Çok Teşekkürler….
Ufuk GÜNESEN

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu