Çocuk Voleybolcuların Kemik Yapıları

0
84

Bu çalışmanın amacı; düzenli antrenman yapan ve yapmayan voleybolcu çocukların kemik yapılarını karşılaştırmaktır.

Osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda (KMY) düşüş ve kırılma riskinde artışla karakterize bir hastalıktır. Organik kemik matrisindeki çapraz köprü sayısında, yavaş yavaş gerçekleşen kayıp nedeniyle iskelet bütünlüğünün bozulması, özellikle yaşlılık döneminde kemik kırığı oluşma riskini artırır (Carrié Fässler AL., 1995). Bilindiği gibi KMY’nun 30 yaşına kadar maksimal düzeyde artırılması osteoporozun önlenmesi veya geciktirilmesi açısından son derece önemlidir. Bu nedenle, osteoporozdan korunmaya çocukluk ve gençlik döneminden itibaren başlanması ve KMY’nin genetik potansiyelin izin verdiği ölçüde önerilmektedir (Carrié Fässler AL., 1995).
Kemik kütlesi üzerinde genetik faktörlerin etkisi büyükmüş gibi görünmesine karşın; egzersiz, hormonal durum ve beslenme kemik yapısının durumunu yeniden değiştirebilmektedir (Nordstorn P ve Lorentzon R., 1999). Kemik, bazen mineral haznesi olarak fonksiyonunu kısıtlayabilen başlıca yapısal rolleri (yerçekimine direnç gösterme ve hareket etme gibi) olan bifonksiyonel bir organdır (Marcus R., 1996).
Egzersizdeki değişiklik, beslenme ve yaşla birlikte oluşan hormonal yapı iskelet sağlığını inşaa eder. Kemik minarel yoğunluğu 15-20 yaşlarına kadar keskin bir artış göstermekte ve 30 yaşına kadar da bu artış yavaş yavaş devam etmektedir. Doruk Kemik Kütle (DKK), büyüme ve gelişme sırasında artarak erken erişkinlik dönemi boyunca konsolidasyonunu tamamlayan maksimum kemik mineral yoğunluğu olarak tanımlanabilir. Bir bireyin kemik yoğunluğu, DKK ve sonraki kemik kaybının derecesi ile belirlendiği için, DKK’nin yüksek düzeyde tutulmasından sorumlu olabilecek faktörlerin anlaşılması ileri yaşlardaki kırıkların önlenmesi için kritik bir önem taşımaktadır. İskeletteki en hızlı büyüme ve gelişimi, genetik etkilenmenin en güçlü olduğu erken çocukluk ile geç adolesan dönem arasında olmaktadır. Kemik gelişiminin yaklaşık % 60’ı adolesan çağda gerçekleşmektedir (O’Brien M., 2001).

DKK’ne erişme yaşı, en erken 17-18, en geç 35 olarak belirtilmiştir (Kutsal YG., 2000). Genç erişkin çağda edinilen DKK, genetik kontrol altındadır ve ileri yaşlardaki kemik mineral yoğunluğunun önemli bir göstergesidir (Lorentzon M., 1999). Fiziksel aktivitenin hayat boyunca, fakat özellikle de kemiklerin yüksek oranda etkilere yanıt verdiği ve uyumlu olduğu büyüme periyodu boyunca etkili olduğu bilinmektedir (Gilsanz V., 1998).
Fiziksel aktivitenin çocuklarda ve yetişkinlerde kemik mineral yoğunluğu üzerine etkisini araştıran çok sayıda çalışma bulunmaktadır (Stewart A., Reid D.M., 2002).
Fiziksel aktivitenin yanı sıra kalsiyum alımı da KMY için önemlidir. 7-10 yaş ve 11-14 yaş arasındaki çocuklarda kalsiyum alım miktarı KMY’nin yeterli gelişimi için günlük 800 ile 1200 mg arasında olmalıdır. Fiziksel aktivitenin, KMY’nin artırılması yönünden kalsiyum alım miktarından daha etkili olduğunu gösteren çalışmalar da bulunmaktadır haftada 3 saatten daha fazla spor yapan çocuklar daha yüksek KMY değerlerine sahip bulunmuşlardır. Kemik dokunun değerlendirilmesinde kullanılan pek çok yöntem mevcuttur: Dual Energy X-Ray Absorptiometry (DEXA) kemik mineral yoğunluğu ve kemik mineral içeriğini ölçmek için kullanılan bir yöntemdir (Mackelvie K.J. ve ark. 2002). DEXA değeri, kullanılabilme sınırlılıkları ve gerekli olan teknik personel gibi nedenlerden dolayı altın standart olarak kabul edilmektedir. DEXA kemik mineral içeriği ölçümlerinde kesin doğru tahminler verebilmektedir. Yakın zamanda ultrason olarak bilinen ses enerjisini topuk kemiğinden geçecek şekilde bir transduserden diğerine göndererek topuk kemiğinin durumunu değerlendirerek ölçüm yapan quantitative ultrasound tekniği (QUS) kemik yoğunluğu ve kemik yapının değerlendirilmesi için önerilmektedir

Sonuç olarak vücut ağırlığının taşınması ile uygulanan ve yüksek impaktlı sporlar olarak gruplandırılan voleybol sporunun, düzenli antrenman yapıldığında kemik yapı üzerine olumlu etkileri olduğu görülmüştür.

VOLEYBOLCU ÇOCUKLARIN KEMİK YAPILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Alpan CİNEMRE*,
Hüsrev TURNAGÖL*,
Güneş OKUT**

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here