Dünden Bugüne Mehmet Bedestenlioğlu

0
298

Merhaba Değerli Voleybol Aktüel Takpçilerimiz,

Bugünkü konuğum voleybolun emekçilerinden eski bir voleybolcu, yıllarca milli takımlarda ve Sultanlar Liginde bir çok takımda antrenör olarak görev yapmış ve hala yapmakta olan sevgili hemşehrim Tokat’ın medar-ı iftiharı Mehmet Bedestenlioğlu…

Hocam, öncelikle beni kırmayıp yoğun temponuzda bu röportajı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
Hocam küçük yaşlarda heveslendiğiniz voleybol macerası nasıl başladı?

60’lı yılların başında Tokat’ta hemen her sokakta ip gerilerek voleybol oynanırdı. Ben oturduğumuz evin camından İmam Hatip Lisesinin bahçesinde oynanan voleybol maçlarını izlerdim. 1965 yılında ilkokul arkadaşım rahmetli Enver’in babası Milli voleybolcu Ömer Kuntay’ın Tokat Topçam Spor ’un voleybol maçına beni götürmesiyle ilk resmi maçımı seyrettim. Bir sonraki maç için Rahmetli Ömer amca işi nedeniyle gelmeyince, annem de izin vermediği için kaçıp gittim. Ve dönünce annem çok kızdı ve eve almadı. Ancak babam geline eve girebildim. Daha sonra babamın tayini nedeni ile Samsun’a gittik. Samsun’da da Babamın görev yaptığı DSİ’nin takımı Samsun DSİ Spor ve okul takımları voleybol oyunculuğumun başlangıcı oldu.

1982 yılına bir yolculuk yapalım ve oyunculuktan antrenörlüğe geçiş dönemini bize anlatır mısınız?

1975 Yılında üniversite için Ankara’da ikamet etmeye başladım. Bu dönemde Ankara DSİ Spor genç takımında yaşım dolduğunda da A Takımda oynadım. Bu dönemde zaman zaman Kadın A Takım antrenörümüz rahmetli Şakir Tunçkol aynı zamanda Muhafızgücü’nü çalıştırdığı için DSİ Spor Bayan Takımının antrenmanlarını yaptırdım. 1981 de Şakir ağabeyin Muhafızgücü ile gittiği deplasman sırasında A kadın takımımızın maçına benim çıkmamı istedi. Maça gittik fakat lisansım olmadığı için sahaya çıkartmadılar. Tribünden bağırarak maçı yönettim ve kazandık. Maçtan on gün sonra O zamanın Ankara Voleybol il temsilcisi Rahmetli Orhan Cürdaneli ağabey telefonla arayarak Ankara’da antrenör kursu olduğunu ve beni kaydettirdiğini mutlaka katılmam gerektiğini söyledi. Meğerse tribünden yönettiğim maçı izlemiş ve beni yetenekli bularak kaydımı yaptırmış. Bir zamanlar böyle il temsilcileri vardı.1. kademe antrenör diplomamı aldım. Fakat antrenörlük yapmak gibi bir planım hiç yoktu. 1982 senesinde Ağustos başında babam vefat etti. Ağustos ortalarında DSİ Spor antrenmanına gittiğimde hem Erkek hem de Kadın takımlarının antrenörlerinin takımdan ayrılması nedeni ile antrenman yapılmadığını öğrendim. Salondaki idareci telefonla Voleybol Şube Sorumlusunu aradı. Sonuçta her iki takımı da antrenör bulununcaya kadar benim çalıştırma kararım alındı. Kadın tarafı sporcuların ve velilerin Yönetim Kuruluna hatta DSİ Genel Müdürüne kadar giderek baskıları sonucu ben antrenör olarak kaldım. O gün bugündür 38 seneyi bitiriyorum.

Bu dönemde birçok önemli takım ve antrenör ile çalışma fırsatı da buldunuz. Cengiz Göllü gibi. O yıllardan biraz bahsedebilir miyiz?

O yıllar voleybolda çok yaygınlık yoktu. Hakem, antrenör, sporcu herkesin birbirini tanıdığı saygı ve sevginin üst düzeyde olduğu yıllardı. Ama sahada kıyasıya bir rekabet vardı. Birçok altyapı turnuvasında, gelişim kamplarında, il karmaları müsabakalarında Cengiz Göllü, Deniz Esinduy, Şakir Tunçkol, Enver Göçener, Aritun Hançer vb. ağabeylerimiz takımlarıyla beraber olur müthiş sohbetler, şakalaşmalar olurdu. Fiziksel anlamda sporcuların fizikleri konusunda hiç unutamadığım örnek: il karmaları müsabakalarından sonra gelişim kamplarına oyuncu seçiminde 170 cm. altında oyuncu alınmaması kararı almıştık. Bugün kızlarda 14 yaş için 185 cm baz alınıyor.

Daha sonrası çalışmalarınız ve başarılarınız neticesinde milli takımlarda görev aldınız nasıl başladı milli takımlar macerası?

İlk Milli takım görevim 1989 yılında İstanbul’da Batı Avrupa Bahar Kupası müsabakaları öncesi A ve Genç Milli Takımlar kampıyla başladı. Uzun bir aradan sonra 2002 Yıldız Kızlar Balkan Şampiyonası ile tekrar Milli Takıma döndüm. Fakat Federasyonlardaki değişiklikler nedeniyle yine ara verildi. 2007 yılı mayıs ayında Yıldız Kız Milli Takım antrenörlüğüne atandım. Karadeniz Oyunları ve Dünya Şampiyonalarındaki başarılardan sonra, dönemin Federasyon başkanına sunduğum TVF takımı projesi için Ankara’ya alt yapı Milli takımlar Koordinatörü olarak görevlendirildim. 2010 Ağustos başında A Kadın Milli takımının başına getirildim. Dünya altıncısı olduk. Aradan 15 gün geçtikten sonra bir akşam Milli Takımlardaki tüm görevlerimden uzaklaştırıldığımı televizyon haberlerinden öğrendim. Bir dönem daha sona erdi. Son olarak 2013 Mart ayında tekrar altyapı koordinatörlüğü görevine getirildim. 2016 yılında kendi isteğimle federasyondaki görevlerimden ayrılarak Beylikdüzü Voleybol İhtisas Takımına antrenör oldum.

Başarılarla dolu yıllardan Milli takımlarda hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

Tabii ki birçok anım var. Bazıları çok özel ama bana hayatım boyunca unutamayacağım, birçok dersle dolu bir basın toplantısını sizlerle paylaşmak isterim. 2007 Yıldız Kızlar dünya şampiyonasında ilk grup maçları bittikten sonra ikinci gruptaki ilk maçımızda Japonya ile çok önemli bir müsabaka oynadık. Japonya ilk grupta Avrupa şampiyonunu ve Amerika kıta Şampiyonunu yenmişti. Takımımız Japonya’yı 3-0 net bir skorla yendi. Yanılmıyorsam Japonya gibi ön Asya süratli voleybolun temsilcisine karşı 20-21 blok yaptık. Maçtan sonra her büyük organizasyonda zorunlu olan basın toplantısına Antrenör olarak ben ve Takım Kaptanı olarak Naz Aydemir Akyol katıldık. İlk söz Japon kaptanına sonra da Antrenörüne verildi. Japon Takımının antrenörü şöyle bir cümle ile başladı. “Türk Milli Takımı ile aynı sahada olmak bile bizim için büyük onurdur” Önce yutkundum, sonra Naz’a sordum “Doğru mu anladım” Evet abi dedi. Peki ne cevap vereceğim şimdi diye tekrar sordum. Valla bilemiyorum abi dedi. Düşünebiliyor musunuz çok ama çok önemli ve stresli bir maçtan sonra rakibinizi bu kadar yücelten onore eden cümleleri düşünebilmeyi ve söylemeyi? Spor etiği adına çok gelişmemiz gerektiğini yüzüme tokat gibi vurmuştu Japon antrenör.

Hocam altyapılar mı yoksa A takımlar mı en çok çalışmaktan zevk aldığınız?

Her ikisininden de ayrı ayrı zevk alıyorum. Altyapıda tek tek her oyuncunun kişisel ve sportif gelişimini programlamak uzun bir süreç sonunda sonuç almak, A Takımda ise 6-8 ay süren bir süreçte takım çalışması ve hafta hafta adrenalin. İlla bir tercih yapmam gerekirse yetenekli oyuncularla altyapı. Tabii ki A takımda kazandığımın aynısını kazanmak şartıyla.

Milli takımlardaki görevinizden sonra tekrardan liglere geri dönerek Beylikdüzü ile anlaşıp Sultanlar Ligi’nde yeni bir maceraya yelken açtınız gençlerden kurulu bir taķımla başarılar elde ettiniz. Bu dönemde benimde başında bulunduğum Her Yerde Voleybol Platformuna sporcularınız ile sayısız destekler verdiniz.
Bir antrenör bir baba olarak sporcularınıza sosyal sorumluluk projelerinizde öncülük yaptınız.

İş düzenimiz nedeni ile ailevi ve toplumsal birçok sorumluluğumuzu ihmal ettiğimiz bir gerçek. Bu nedenle sizler gibi duyarlı insanların öncülük yaptığı bu projelere elimizden geldiğince destek olmak bizlerin sorumluluklarını yerine getirmesi için bir fırsat oluyor. Bizler sizlere teşekkür borçluyuz.

Sizce bir sporcu nasıl olmalı…?

– Öncelikle iyi insan olmaya çalışmalı
– Çalışmayı sevmeli
– Antrenmanda dikkat ve konsantrasyonunu yüksek tutmalı
– Sabırlı olmalı
– Hedefleri olmalı
– Yaşadığı topluma karşı olan sorumluluklarını hiçbir zaman unutmamalı
– Programlı yaşamayı bilmeli
– Sağlık – okul – spor sıralamasını titizlikle başka hiçbir şeyin bunların önüne geçmesine izin vermeden uygulamalı
– Yaşadığı ortamlarda rol – model olduğunu hiç unutmadan okulunda, mahallesinde, spor tesislerinde, gittiği sinema cafe vb. yerlerde tavır ve davranışlarına dikkat etmeli.
– Fair play den asla vazgeçmemeli.

Şimdi PTT ile Sultanlar Ligi’nde yeni takımınız ile mücadele veriyorsunuz bir taraftan da Voleybol Antrenörleri Derneği bünyesinde Türkiye’nin bir çok yerinde seminerlere katılıyorsunuz antrenör olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz veya önerileriniz nelerdir?

Beylikdüzü’nde harcanan bütçelere göre oldukça başarılı geçen üç yıldan sonra Kulübün maddi imkansızlıklar nedeniyle geleceğini karanlık gördüğüm için, PTT Spor takımından gelen teklifle yeni bir deneyim başladı benim için. Hazırlık döneminde birlikte olmadığım, kadro kuruluşunda katkım olmayan bir takımda çalışmaya başladım. Türk voleybolu ve Ankara Voleybolu için önemli olduğunu düşündüğüm Kulübümüzle, umarım başarılı oluruz.
Antrenörlük hayatım boyunca çok sayıda kursta eğitmen ve seminerde sunum yaptım. Ben görevlerim nedeni ile birçok Avrupa ve Dünya Şampiyonasına katılarak bilgi ve birikimimi artırdım. Antrenörlüğe başladığım günden beri bilime inanarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Spor bilimi sürekli gelişiyor. Bu nedenle biz antrenörler kendimizi sürekli yenilemek ve geliştirmek zorundayız. Ben de hala okuyor hala bilim insanlarıyla tartışıyorum. Bilgi ve birikimimi görev verildiği müddetçe arkadaşlarımla paylaşmayı görev addediyorum. Bundan sonra da gücüm yettiğince ve görev verildikçe elimden geleni yapacağım.
Antrenör arkadaşlara ilk tavsiyem sporculara olduğu gibi iyi insan olmayı ilk sıraya koymaları. İkincisi olimpik spor felsefesini benimsemeleri. Üçüncüsü önce antrenör sonra voleybol antrenörü olmaları. (Voleybolu bilmek iyi antrenör olmak değildir. Antrenörlük bilimsel bir kurumdur.) Dördüncüsü bildiklerini zannetmesinler, öğrenmeye devam etsinler. Çözüm odaklı düşünsünler. Çocuk ve genç voleybolunun büyüklerin oynadığı voleybolla aynı şey olmadığını unutmasınlar. Çok çalışsınlar. Voleybolun tüm paydaşlarına özellikle antrenör arkadaşlarına saygılı olsunlar ve değer versinler. Sormaktan ve konuşmaktan çekinmesinler….

Hocam tekrardan size bu güzel ve samimi sohbetiniz için çok teşekkür etmek istiyorum.
İyi ki varsınız.

Gelişiniz güle güle ,
Girişiniz güle güle ,
Her işiniz güle güle olsun .

Kalın sağlıcakla…

Ufuk Günesen

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here