Gülnur Görgün’den Voleybolun Unutulmazlarına Duygu Yüklü Yılbaşı Hediyesi

0
542

Voleybol Camiamızın ele avuca sığmaz, güzel ruhlu ve yorulmak, bıkmak bilmeyen hali ile gönüllere taht kuran Gülnur Görgün’ün 2019 yılının son günü ‘Voleybolun Unutulmazları’ için yaptığı duygu yüklü paylaşımı siz değerli takiplerimizle de paylaşmak istiyoruz…

2019’un Son Günü… Gülnur Görgün’den Biz Takımı’na Sevgilerle…

Niyetim…
“Biz Takımı” için
2020’ye hoş bir başlangıç, tatlı bir “merhaba” idi…
Aralık ayının 19’unda başladım ansiklopedi pozlarınızı toplamaya…
712’den 188’inden geri dönüş oldu.
Kimi telefon ulaşılmazdaydı…
Kimi için zordu…
Kimi hastaydı…
Kimi yurt dışındaydı…
Kimi tatildeydi…
Kiminin çok geç haberi oldu…
Kimi zaten son dakikacıydı…
Kimi “aman boşver” dedi, önemsemedi…
Kiminin ansiklopedileri kolideydi
Kimi bir arkadaşında, yazlıkta bırakmıştı…
Kimi zaten hiç edinmemişti
Kimi için arkadaşının ansiklopedisinden aldığı ekran fotoğrafı yeterliydi…
Evet durum kimileri için böyleydi…

Kimileri içinse
Pencere daha mavi hem de masmaviydi…
En güzel giysilerini giydiler,
Saçlarına başlarına makyajlarına giysilerine özendiler,
Arka fonu bile tasarlayarak,
Bir değil birçok poz verdiler hiç üşenmeden hiç söylenmeden
Önemseyerek, hissederek…
Tam da içimi görerek
Belki bir geri dönüş,
Belki daha güçlü daha bütünleştirici daha nicelerini birlikte yapmak için bir başlangıç bir temenniydi benimkisi…
Teşekkür ederim her birinize…
Gülümseyen yüzlerinize,
Önem vermenize,
Zaman ayırmanıza…
Kalbimi okumanıza…
Biz bir takımız…
Hem de öyle böyle değil memleketin hatta dünyanın bir çok yerine dağılmış, kocaman yürekleri olan bir takım…
Bu takım “BİZ” demeyi bilenler takımı…
İyi günlerde, şaşalı günlerde olduğu kadar
Hastalıkta, ölümde, kötü günde birbirini düşünenlerin takımı…
Mucize Yaratanlar Takımı

Bugün 2019’un son günü.
Biraz duygusal, biraz umutlu…
Durdum ve geriye baktım.
Ne çok şey öğrendim bu yıl
Ne çok şey yaşadım diye düşündüm…
Artılar mı yoksa eksiler mi fazlaydı?

Duygularım kimi zaman tavanda gezindi kimi zaman dibe çakıldı…
Sevinçler gözyaşı ile kardeş oldu…
Akan o göz yaşları
Kimi zaman mutluluk
Kimi zaman da tarifsiz bir kalp acısı gibiydi…
Her alanda hummalı bir çalışma yılıydı.
Ansiklopedi başlı başına tüm zamanlarımı alan, beynimi kaplayan kocaman bir sorumluluktu…
Yapmasam olmazdı…
Söz vermiştim ya olacaktı ya olacaktı…
Ancak gün geldiğinde kucağıma bir örneğini aldığımda
Korktum, hem de çok korktum…
Gözlerimi kapayarak neyin altına girdiğimi fark ettim.
Başlamadan fark etseydim sanırım benzer çalışmaya başlayan birçok büyüğüm gibi yarım bırakırdım, tamamlayamazdım.
Kulaklarımı tıkadım, daha başlamadan nasıl yapamayacağımı söyleyenleri dinlemedim, yürüdüm…
Başlangıçta “nasıl yaparım” diye hiç düşünmedim biliyor musunuz? Güvenecek tek bir kimsem olmasa bile kalkışacaktım.
Yola çıkmıştım işte…
Ya bitecekti, ya bitecekti…
Boyu da kilosu da içeriği de çoktan beni aşmıştı…

Yürürken yanımda hayallerime inanan nice insan yürekli İNSAN’la karşılaştım….
Kimi arkadaşımdı, kardeşimdi, büyüğümdü, eşimdi, ailemdi…
Kimi işin profesyoneli olmasına rağmen kalbiyle bir tarafından sıkıca tutandı..
Kimi Biz Takımı çalışmasında tanıdığım ve belki de hiç tanışmadığım takım arkadaşlarımdı…
Kimi belki takımdan bile değildi ama inanmıştı, vardı, yanımdaydı…
Ama biliyor musunuz hepsinin ortak özelliği;
O KOCAMAN YÜREKLERİYDİ…
İşte o zaman anladım ki hayatta herşey bumerang gibi…
Yaptığın bir güzellik varsa hayatta bu sana günün birinde bir şekilde geri dönüyor…
İyilik yaparsan İyilikler olur…
Ben buna inanıyorum
Plan, programsız, doğaçlama ve tamamiyle iyi niyetle başlayan bir çalışma…
İşte böyle kocaman bir ödül olarak bana geldi.

Tek odak noktam bana birşey olmadan, ölüp gitmeden bunu yapmak ve o yıllar önce salonu terk etmiş niceleri bir araya getirmekti…
Ara ara vasiyet eder gibi bilgisayarımda şurada duruyor, bana birşey olursa lütfen tamamlayın diye söylüyordum en yakındakilere…

Bir taraftan hiç bitmeyen ansiklopedi çalışmaları,
Eksik bilgiler yer, yıl, isimler, hikayeler sorular…
Küçük büyüyemez fotolar, tasarımda eğriyi doğruya uydurmalar…
Uykusuz geceler, gündüzler, yetişti, yetişmeyecekler…
Matbaa, sponsorsuzluk, söz verenler ve sonra sözlerini yutanlar…
Yanımda gibi görünüp aslında yok olanlar…
Ev desen o da bir karma karışık…
Taşımalar, düzenlemeler ve toparlamalarla dağ gibi koli kolilerle dolu bir salon.
Ha bitti ha bitiyor, yetişti yetişmiyor…
Gecenin acayip bir saati uykum çoktan bitmiş gibi uyanmalarım,
İkinci enerjinin nereden geldiğini hiç bilmeden devam edişlerimiz…
Yok kapak yok bilgisayarda kaybolan üçüncü cildin tekrar tasarımı…
Omuzlarımın düştüğü sonra tekrar tekrar ayağa kalkışlar…
Annemin, canım Coco’mun kızım çok yoruluyorsun çokkk sözleri
Ona hepinizi anlatmalarım, amcalar, abiler, ablalar ve kardeşler…

Büyük Buluşma için hazırlıklar…
Ne bir organizasyon firması, ne bir organizatör…
Yoktan nice şey istendiğinde elele tutuşulunca nasıl başarılır öyküsü…
Pür amatör, pür gönüllü…
Belki de en güzeli evet kesinlikle en güzeli…
Birbiri ardına toplantılar, davetiye, yaka kartı, plaketleriniz, t-shirtler, video, slayt show, filmimiz, müzikler, davetliler, tribündekiler, genç sporcular, karşılama ekibi, pırıl pırıl gençler, sunum ve olağanüstü afiş tasarımları, basımları…

Ve 25 Mayıs…
Burhan Felek’in en uygun olduğu gün…
2015’te Kahramanlar Ölmez’in yayınlandığı gündü…
Bu tuhaf bir tesadüf müydü?
Yoksa yukardan bir yerlerden bizi izliyor muydu acaba o güzel kalpler?
İyilikler geri mi dönüyor diye sorasım geliyor bazen…

25 Mayıs Cumartesi gece saat: 02:00
Salon hazır, her yer olağanüstü güzellikte, prova tamam, ertesi günü
“Biz Takımı’nı” bekliyoruz
Yorgunuz hem de çok yorgun ama içimiz sevinçli…
Ancak kocaman bir endişe içindeyim…
Zira ansiklopediler hala yok..
Henüz tüm ciltleri ne bir arada gördüm ne dokundum.
Sabah 06.00
Hala yok
Saat 07.00
Hala yok…
Salonun ortasında, hakem masasında öylece bom boş oturuyorum, etrafa bakıyorum.
Geldi…
İşte geldi…
Bülent kapıyor kutuyu masanın üstüne koyuyor…
Başlangıçta sadece okşuyorum, bir anne nasıl çocuğuna dokunursa…
Mide ağrısı, endişe dolu anlar bir anda göz yaşlarıyla bütünleşiyor…
Akıyor akıyor gözlerimden sevinç, mutluluk bu olsa gerek…

Ve o gün…
Tarifi olmayan bir mutluluk, bir sarhoşluk, bir sevinç…
Kimleri gördüm, kimleri göremedim…
Kimlerle kucaklaştım, kimlere hiç ulaşamadım
Her yerden her ilden her yaştan her takımdan her dönemden voleyboldaşın birbiriyle sarıldığı gündü o gün.

Gün bitiminde yorgun hem de çok yorgundum…
Yaz yazları böylelikle geçti gitti…
Eylülü yeni başlangıç olarak hedeflemiştim.
Fotoğraflar, videolar, yapılacak niceleri sıradaydı…
Ancak tatil apar topar bitti, annemin rahatsızlığı ile geri dönüş…
Üzüntülü, tatsız günlerin başlangıcı…
Hastalık ve hastane nöbetleri…
Serum, antibiyotik, mama, iğne, aspirasyon gibi kavramlar endişe ve korkular…
20 Ekim annemin sonsuzluğa gidişi
Bir koltuğa çakılı öylece geçen günler…
Yarama merhem olanlar, beni sarmalayan, kucaklayan canlar…
Sonra hafif hafif silkinmem, ayaklanmam…
Tekrar suyun dibinden dünya ile bütünleşmem…
Yapacaklarım, tamamlanmamış, bitmemişlere bir el atma…
Hayallerim, hayallerimiz…

“20 20”
Yazılışını sevdim. Yirmi Yirmi…
Harika başlangıçlar olsun.
Sevdiklerinizle hiç eksilmeden güzel bir yıl olsun.
Sevinç olsun, mutluluk olsun.
Geziler olsun, yeni keşifler olsun.
Yemekler, pastalar, tatlılar osun…
Hepsi ama hepsi ağız tadında olsun.
Buluşmalar olsun, kucaklaşmalar olsun, sarılmalar olsun.
Ama en önemlisi SAĞLIK, SAĞLIK olsun
Hepinizi çok seviyorum
Hepinizi çok önemsiyorum.
Kalbinizden öperim.
İyiliklerle kalın.
İyi ki varsınız, iyi ki…
GG
31 Aralık 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here