Köşe YazarlarıManşet

Zafer

Yazarımız Onur Hoşnut, 'Zafer' başıklı yeni yazısı ile sizlerle...

Değerli Voleybol Dostları,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde istiklal mücadelesini zaferle taçlandırdığımız tarihten bugüne tam 100 yıl geçti ve geride kalan iki haftayı, bu güzel yurdu bize armağan eden kahramanları minnet ve şükranla anarak geçirdik.
Ulu Önder, askeri zaferlerin siyasi, ekonomik ve sosyal zaferlerle taçlandırılmadıkları sürece tamamlanmış sayılmayacaklarını bildiği için, istiklal mücadelesinin beraberinde ve sonrasında, bu alanlarda da devrimlere girişti.
Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti, artık yeni dünya düzeni içinde yeni kimliği ile var olmaya ve kendini kabul ettirmeye başlıyordu. Dolayısıyla sadece askeri başarılar değil, sosyal ve ekonomik başarılar da hedefleniyor ve topyekûn bir mücadele sergileniyordu.

Zaferi getirecek Büyük Taarruz hazırlıkları sürerken, Temmuz 1922’de İstanbul’da Ali Sami Yen önderliğinde Burhan Felek ve Selim Sırrı Tarcan, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) kurdular. Bu girişimler 1923 yılı başında meyvesini verecek ve çağdaş Türkiye’nin sporcuları, 1924 Paris Olimpiyat Oyunlarına davet edilecekti. Bu davet, Selim Sırrı ve arkadaşlarının çalışmalarına hız verecek, 29 Ekim’de Cumhuriyet’in ilanının ardından henüz 4 gün geçmişken, 2 Kasım 1923 Pazar günü Türkiye Milli Olimpiyat Cemiyeti ilk toplantısını yapacaktı. Bu toplantının Gazi Mustafa Kemal hamiliğinde gerçekleştirilmiş olması, cumhuriyeti kuran iradenin spora da ne derece öncelik verdiğinin ve her kulvarda çağdaşlaşma çabası gösterdiğinin bir kanıtıdır.

Ulu Önder, cumhuriyetin ilanından sonra da sporu ve sporcuları desteklemek için yurt gezileri esnasında spor kulüplerini ziyaret etmiş (örneğin Karşıyaka ve Altay kulüplerini 1925 ve 1926 yılları içinde) ve bazı maçları izlemiştir. Atatürk’ün özellikle güreş sporuna ayrı bir önem verdiği ve müsabakalarını izlemekten keyif aldığı bilinmektedir. Hemen hemen her spor tesisinde yazılı olan; “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” vecizesi, Atatürk’ün Çankaya Köşkünde güreş üzerine düzenlediği bir toplantıda dile getirilmiştir. 1918 yılında, henüz kurtuluş savaşının ateşini yakmadan önce ziyaret ettiği Fenerbahçe Kulübüne, bu defa 1931 yılında destek olmuş ve o dönemin Bakanlar Kurulu kararı ve kendi onayı ile Fenerbahçe Stadının bulunduğu alanı (Kadıköy’ü ittihat spor sahnası) 10 yıllığına kulübe tahsis etmiştir. Bu tahsisatta, söz konusu alanda futbolun yanında, atletizm, voleybol ve basketbola da yer verilmesi özellikle belirtilmiştir. Ayrıca, bundan bir yıl sonra meydana gelen Fenerbahçe kulüp binası yangınından sonra açılan yardım kampanyasına, bizzat 500 TL ile katkı sunmuştur.

Cumhuriyetin ilanının üzerinden bir yıl geçmeden katılım sağlanan Paris Olimpiyat Oyunları için hükümetçe verilen destek, artarak devam etmiş ve spor; devlet politikası içinde önemli bir yer tutmuştur. Bunu somutlaştıran örnekler olarak, beden eğitimi derslerinin dünyada ilk kez zorunlu ders olarak benimsenmesini, yurdun her köşesinde spor tesislerinin yapılmaya başlanmasını, başta kadın sporcular olmak üzere sporcu gelişimi için Avrupalı uzmanların davet edilmesini, kendi yetenekli gençlerimizin eğitimlerini ilerletmek üzere Avrupa’ya gönderilmelerini, “Gazi Terbiye Enstitüsü” nün kurulmasını gösterebiliriz.
1926’da “Gazi Günü” adıyla kutlanmaya başlanan ve bir spor bayramı kimliğinde olan 19 Mayıs, zaman içerisinde tam bir spor bayramına dönüşmüş ve Ulu Önder aramızdan ayrılmadan kısa bir süre önce, 1938 yılında “Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.

Türk sporu, cumhuriyetin vizyonu ile gelişimini sürdürmüş ve günümüze kadar birçok başarıya imza atmıştır. Bu noktada, voleybolun sportif başarılarımızın bayraktarlarından olması ayrıca gurur vericidir. Ülkemizin sahip olduğu genç nüfus ve beraberinde gelen potansiyel düşünüldüğünde, çok daha büyük zaferlere imza atmayı hedeflemek hayal değildir. Daha nice zafer bayramlarını ve sportif zaferleri coşkuyla kutlamak dileğiyle.

 

Oturarak Voleybol Gümüş Ligi

ParaVolley Europe (PVE) Gümüş Lig (Erkekler) maçları, 2 – 4 Eylül tarihleri arasında Karadeniz Ereğli’de, Türkiye dâhil altı ülkenin katılımı ile gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl kadın ve erkek Avrupa Şampiyonasına ev sahipliği yapan Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu (TBESF) böylece bu yıl da uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapmış oldu. Milli takımımız, ligin kaderini belirleyecek maçta Polonya’ya mağlup olarak gümüş madalya kazandı. Geçtiğimiz yıl aynı turnuvadan bronz madalya ile dönen takımımızın, gelecek sene altın madalya ile zirveye çıkmasını yürekten diliyorum.

Bu tür organizasyonlar sadece sporcularımız ve antrenörlerimiz için gelişim ve başarı fırsatları sunmuyor, aynı zamanda benzer turnuvalara rahatlıkla ev sahipliği yapmamızı sağlayacak şekilde kurumsal kapasitemizi güçlendiriyor, spor dalının görünürlüğünü artırıyor ve hakemlerin gelişimine katkı sağlıyor ve sonuç olarak sporu kitlelere ulaştırıyor.
Yakın gelecekte, Avrupa’da hızla genişleme eğiliminde olan “ParaVolley”in farklı alt disiplinlerinin organizasyonlarına TBESF’nin ve kulüplerimizin ev sahipliği yapmaya devam edeceklerine inanıyorum. Böylelikle, aslında ülkemizde büyük bir potansiyele sahip bu spor, ivme kazanarak gelişmeye devam edecektir.

 

Kaynakça:

https://www.olimpiyatkomitesi.org.tr/Detay/Hakkimizda/Tarihce/46/1

https://isteataturk.com/g/icerik/Mustafa-Kemal-Pasanin-Fenerbahce-Spor-Kulubunu-ziyareti-03051918/1476

http://burhanaytekin.blogspot.com/2010/11/ataturkun-izledigi-spor-politikas.html

Tuncel, F. (2003). ATATÜRK, GENÇLİK VE SPOR . SPORMETRE Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi , 1 (1) , 9-10 . DOI: 10.1501/Sporm_0000000002 https://doi.org/10.1501/Sporm_0000000002

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu