Merhaba Kıymetli Okurlarımız,
Önceki sene Dünya altıncısı olarak dikkatleri üzerine çeken A Erkek Voleybol Milli Takımımızın 2026 Milli Takımlar Sezonuna FIVB Milletler Ligi’nde ilk kez çeyrek finale yükselerek bu turnuvada da altıncı olması, doğal olarak Avrupa Şampiyonası için de beklentileri yükseltmişti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.
Orhan Veli’nin "Kitabe-i Seng-i Mezar" adlı şiirinde "Hiçbir şeyden çekmedi dünyada / Nasırdan çektiği kadar" dediği gibi; Efeler de bu turnuvada rakiplerinde bile çekmediler sakatlıklardan çektiği kadar. Hatırlayacağınız gibi 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda da benzer bir durum Filenin Sultanlarının başına gelmişti.
Filenin Efelerinin 2026 CEV Enel Erkekler Avrupa Voleybol Şampiyonası’na henüz grup aşamasında veda etmesi, hepimizde derin bir üzüntü ve düş kırıklığı yarattı. Türkiye, tarihinde ilk kez son 16 turunun düzenlendiği 2019 yılından beri son 16 turuna kalamadı. Son dönemdeki yükselişiyle hepimizi umutlandıran ay-yıldızlı Erkek Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nı 1 galibiyet ve 4 yenilgi ile grubunu 5. sırada tamamlaması kuşkusuz beklentilerin çok altında kalan bir tablo.
TVF Milli Takımlardan Sorumlu Asbaşkanı Semih Oktay’ın Letonya maçının hemen ardından sıcağı sıcağına yaptığı öz eleştiri dolu açıklamalar, camianın hislerine tercüman olması açısından son derece kıymetliydi. "Özür diliyoruz, bu kadar kötü bir organizasyon yaşanmaması lazımdı" diyerek sorumluluk üstlenmek, yapıcı bir geleceğin ilk adımıdır. "Ancak bu tablonun arkasındaki nedenleri ve önümüzdeki faturayı soğukkanlılıkla analiz etmek zorundayız." diyen Oktay’ın sözleri, durumun en güzel ifadesiydi.
Sakatlıklar Maçları ve Antrenmanları Etkiledi
Filenin Efeleri'nde geçen yıl dünya altıncısı olan takımın ilk 6'sında yer alan Yiğit Savaş Kaplan, Efe Mandıracı ve Bedirhan Bülbül gibi kilit isimlerin turnuva öncesinde forma giyemeyecek olması ciddi bir güç kaybıydı. Romanya’daki hazırlık sürecinde Mirza’nın sakatlanması, ardından Berkay ve Adis’in son 2 maçta sahaya çıkamaması ve Cafer Kirkit’in son maç öncesinde yaşadığı talihsizlik tam bir sakatlık zincirine dönüştü.
Adale sakatlıklarının 4 - 5 haftayı bulan iyileşme süreleri göz önüne alındığında, sağlık ekibinin ve teknik heyetin zorlamalarına rağmen bu oyunculardan verim alınamaması rotasyon şansımızı tamamen sıfırladı. Asıl tehlikeli olan ise bu eksiklerin yalnızca maç gününü değil, günlük antrenman kalitesini ve takımın moral dengesini de geriye çekmiş olmasıdır. İkinci grupta yer alan genç sporcularımız ellerinden gelen mücadeleyi sergileseler de bu seviyedeki sert ve yıpratıcı turnuva takvimi, Kadın Voleybol Takımımızda yakalanan o geniş envanter derinliğinin Erkek Voleybolunda henüz oluşmadığını net bir şekilde gözler önüne serdi.
Los Angeles Yoluna Ağır Darbe
Saha içindeki kayıpların saha dışındaki karşılığı ise son derece ağır oldu. Milletler Ligi boyunca büyük emeklerle hanemize yazdırdığımız 38 puan, EuroVolley’deki Letonya yenilgisi ( - 14.55 ) ve diğer mağlubiyetlerle birlikte bir anda eridi. Toplamda kaybedilen 41 puan, Filenin Efeleri’ni Dünya Sıralaması’nda 268.1 puandan 227.1 puana düşürerek 16. sıraya geriletti.
Bu düşüş, yalnızca bir istatistik kaybı değildir. 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’na katılma yolunda Dünya Sıralamasının taşıdığı hayati önem düşünüldüğünde, VNL’de kazandığımız tüm avantajı bir turnuvada tüketmiş olduk. Yaz sezonuna başladığımız noktanın gerisinde kalmak, önümüzdeki sezonu daha da zorlu hale getirecek.
Yaraları Sarma ve Havuzu Genişletme Zamanı
Yine de bu Avrupa Şampiyonası sonucunu bir "yıkım" değil, yapıcı bir "uyarı" olarak yorumlamak gerekir. Semih Oktay’ın da altını çizdiği gibi; hevesimizi, isteğimizi ve ilk 4 hedefimizi kaybetmiş değiliz. Ancak önümüzdeki yıl düzenlenecek Milletler Ligi ve Polonya’daki Dünya Şampiyonası öncesinde koruyucu sağlık tedbirlerinin artırılması, oyuncu yüklerinin doğru planlanması ve erkek voleybolundaki yetenek havuzunun hızla genişletilmesi gerekiyor. TVF Spor Lisesi başta olmak üzere yaş gruplarından A Takıma çıkabilecek voleybolcular için geniş kapsamlı planların gözden geçirilmesinde fayda görüyorum.
Filenin Efeleri, tam kadro ve kendi kimliğiyle sahada olduğunda bu seviyelerin takımı olduğunu defalarca kanıtladı. Şimdi yapılması gereken; Letonya maçıyla biten bu zorlu yazın muhasebesini doğru yapmak, çıkarılan derslerle oyuncu envanterini güçlendirmek ve Los Angeles yolunda kaybettiklerimizi geri almak için yeniden kenetlenmektir.
Turnuva öncesi televizyon ve radyo programlarımda "Filenin Efelerinin en büyük rakibi kendisidir. Her zamanki oyununu oynadığında başa baş mücadele edemeyeceği hiçbir takım yoktur" diyen biri olarak; Avrupa Şampiyonası’nda başımıza gelen sakatlık sorunlarını da dikkate almam gerektiğini öğrenmiş oldum.
Kıymetli okurlarımız, bugün de A Erkek Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’ndaki görüntüsüyle ilgili düşüncelerimden ‘Haberiniz Olsun’ istedim.
Kalın sağlıcakla.
Yorum Yazın