Köşe YazarlarıManşet

Kalplerimizi Isıtan Voleybol, Kalplerimizi Yaralayan İnsanlık

Dün yeni voleybol arkadaşım Berfin Varışlı Hocamla Eczacıbaşı-Fenerbahçe maçı için Ayazağa’dayız. Maçlara biraz erken gitmeyi seviyorum. Zira etrafı gözlemleme ve ahbablarla biraz sohbet etme imkânı oluyor. Allah biliyor ya, Ayazağa’da maç olduğu zaman maçın heyecanı kadar Peri Cafe’nin keki, böreği, çöreği ve poğaçası da cazip geliyor! Eczacıbaşı Spor Kulübü ile neredeyse özdeşleşmiş olan Perihan Hanım’dan yiyeceklerimizi alıp çayımızı içtikten sonra içeri giriyoruz.

Küçük olduğu için saha ve oyuncularla da iç içe olan salonda yavaş yavaş başlayan ısınmayı izliyoruz. Fenerbahçe taraftarı da bizim biraz ilerimizde grup haline gelmiş ve ufaktan tezahüratlara başlamış durumda. Derken, Fenerbahçe taraftarından sürpriz bir tezahürat yükseliyor: “Hande buraya, Elif buraya, Simge buraya…” Bu üç Eczacıbaşılı Milli oyuncu, önümüzden “Türkiye sizinle gurur duyuyor” tezahüratı eşliğinde geçerek Fenerbahçe taraftarının davetine icabet ediyor. Taraftarlardan biri grup adına, milli voleybolcularımızı bu yaz gerçekleştirdikleri başarılarından dolayı tebrik ediyor, onlarla gurur duyduğumuzu söylüyor. Hande, Simge ve Elif alkışlarla teşekkür ediyor ve kendi sahalarına dönüyorlar. Tam o anda bu seferde, salonda Fenerbahçe’nin ve Milli takımımızın kaptanı Eda Erdem, Aslı Kalaç ve Gizem Örge’nin adları anons edilerek, Eczacıbaşı Kulübü adına kendilerine Milli Takım başarılarından dolayı çiçek takdim ediliyor. Tüm salon alkışlıyor. Buraya kadarki kısım, sosyal medyaya yansıyor.

Ancak, bir de maç sonu var; bu kısmı da ancak o an orada olanların bir bölümü görebiliyor. Eczacıbaşı’nın 3-2 kazandığı maçın sonunda, maçtan önce Fenerbahçeli Milli oyunculara çiçek sunan Eczacıbaşı yetkilisi, Fenerbahçe taraftarının olduğu tribüne gelip centilmenliklerinden dolayı teşekkür ediyor. İki taraf arasında saygı dolu zarif bir konuşma geçiyor. Kelime kelime duyamamakla birlikte bu tonu çok net bir şekilde algılıyor ve güzel duygularla doluyorum. Maçtan önce bir de eve götürmek üzere ayırttığım poğaçalarımı almak üzere Peri Cafe’ye yollanıyorum.

Kalbim sıcacık olarak ayrıldığım Ayazağa’dan evime vardığımda, bu sefer kalbimi -hepimizin kalbini- yakan akıl almaz olaylardan haberim oluyor. Gazze’de olup biten akıl almaz olaylara, sözlerin sonunu getiren hastane bombalama hadisesi ekleniyor.

Kalpleri ısıtan da kalpleri yakan da insan… Kalbi sıcacık olan da kalbi yanan da insan…

Güzeli daha güzel eden de her şeyi mahveden de insan…

Bu kontrast, gece yarısı beni savuruyor. İçimizdeki iyiliğin de kötülüğün de farkında olarak ve davranış tercihlerimizin neye hizmet ettiğimizin bilincine vararak yaşamak, en büyük dileğim.

En büyük dileğim, hepimizin her zaman ve her alanda, barışın, anlaşmanın, insanlığın, insafın, merhametin ve adaletin yanında olmamız…

En büyük dileğim, sevgi…

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu