Voleybolda eğitime, fotoğraflı anlatımla mı başlasak?

0
200

Merhaba sevgili dostlar,

Yayınlanan maçlarda toplam iki set izlediğim için (Eczacıbaşı VitrA – Aydın Büyükşehir Belediye maçının 2 ve 3. setlerini) çok şu öyleydi de bu böyleydi diyemeyeceğim. İnanın ne kadar muhteşem oynarsa oynasın Haak’ı maçta şefkatle, genç Türk oyuncuları neredeyse (görünen öyle) sopayla motive etmeye çalışan Giovanni Guidetti’yi herkese aynı tarifeyi uygulayana kadar izlemek istemiyorum açıkçası! VakıfBank – Nilüfer Belediyespor maçını izlemeyi istememe sebebim buydu.

İzlesek de izlemesek de skorlara bakınca kazanan takımlar setleri açık ara almış. Onca maçta anca bir iki set çok yakın bitmiş. Böyle olunca da ne yazılır ki ligimiz için onu da pek bilemiyorum.

Tek tek takımlardan gidecek olalım.

PTT, kadrosunun hakkını veremiyor. Orada ya hoca mayası tutmadı ya da oyuncularla hâlâ uyum süreci denilen o dipsiz sorunu yaşıyor!

Galatasaray’daysa işler iyi gidiyor. Yukarıdaki üç rakibinden birini yendiler, Vakıf’la henüz oynamadılar ve Eczacı’ya yenildiler. Onun dışında maç içinde çalkalanmalar yaşasalar da tecrübeleriyle toparlıyorlar, sonunu mutlu bitiriyorlar.

Aydın için geçen hafta demiştim ‘Maret yoksa işleri zor’ diye. Ki öyle de oldu. Eczacıbaşı karşısında manşet hiç yoktu ve oyuncuların yedi maç sonrası birbirleriyle iletişim sorunu yaşamaları da takım olabilme yolunda çok adımlara ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Aydın’la ilgili kendi facebook sayfalarında Galatasaray maçından önce yaptıkları paylaşımda kendi seyircisinin bilet fiyatlarının 10 TL, misafir takım taraftarının 20 TL olduğunu yazdıkları yorumun altına sorduğum ve cevap alamadığım misafir takım neden 20 TL sorumu burada bir kez daha yineliyorum. Mesela dün Eczacıbaşı kendi salonundaki maçları biletsiz oynarken deseydi ki rakip takım seyircisi hadi atıyorum ‘5 TL’ye bilet alacak’ Aydın tarafının tepkisi ne olurdu?

Eczacıbaşı – Aydın maçında sizin de dikkatinizi çekmiş midir ? Eczacıbaşı libero hariç her oyuncusu hücum yaptı. Pasör Carli Lloyd’un iki oyuncuya en çok topu atıp, diğerlerine onları yarısı hatta yarısının yarısı kadar değil de çok daha dengeli pas dağılımı yapması takımda herkesin yorulmadan maçın içinde olmasını sağladı. Onu görünce insan düşünmeden edemiyor; Gamze neden bunu yapmıyor?  Anthi ve Alesia dışındakileri neredeyse çok az oyunun hücumuna ortak eden Çağla, Nilay neden bunu yapmıyor?

Kısacası Türk pasörlerde görmeye alışkın olduğumuz bir ya da iki kişiden hücum etmeyi kendileri mi tercih ediyor, hocaları mı istiyor? Eğer hoca istiyorsa Motta aynı şeyi neden Carli’den istemiyor? Eğer pasör tercihi ise yani işini sağlama alma psikolojisiyle ha bire bir ya da iki oyuncuya hücumu yükleyip ‘abi onca top attım daha ne yapayım?’ diye o sorumluluktan sıyrılma psikolojisi ile oynuyorlarsa, voleybolun takım oyunu olduğunu unutup, daha çok güçlü köşe oyuncuları ararız!

THY, Beşiktaş da olmasa kimseyi rahat yenemeyecekti neredeyse ki, maç almakta en çok zorlanan takımlardan biri!

Beşiktaş’ın işi bu sezon ligde kalabilmek adına bir hayli zor. Birkaç kurtarıcıya ihtiyaçları olduğunu kendileriyle birlikte hepimize kabul ettirmeye devam ediyorlar!

Nilüfer Belediyesi de biraz PTT, biraz Beşiktaş gibi. Yokla vara yakın mesafede gidip, geliyor.

Karayolları ligdeki ilk galibiyetini önemli bir rakibine, Yeşilyurt’a karşı aldı. O genç ve voleybol oynamak derdinde olan kadronun ligde sürpriz yapıp sekiz içinde sekizincilikten yukarıda bitirebileceğini düşünüyorum.

Fenerbahçe Opet lige neredeyse iki yedeği bir araya getirecek gücü olmayan Beylikdüzü karşısında rahat bir galibiyet aldı.

Yeşilyurt lige renk katarken, son Nilüfer Belediyespor maçındaki tavırlarını hiç tasvip etmediğim Derya’ya birileri Gözde Kırdar’ı yanlış anlatmış. Hırsından rakibe çemkirilmez, döner takımını motive edersen Gözde Kırdar olursun. Derya bu konuda yanlış yolda. Umuyorum bir an önce döner. Yeşilyurt, genç kadroyla çok iyi sonuçlar alıyor. İkinci yarıya enerjileri yeterse çok daha fazla puan alabilirler.

Ve haftanın asıl olayına gelirsek;

Fenerbahçe HDI Sigorta ile Galatasaray HDI Sigorta Erkek Takımlarının maç öncesi birlikte fotoğraf çektirmesi sanırım TVF’ye bir kez daha teşekkür etmemizi sağlayacak. Bunlara o kadar çok ihtiyacımız var ki! Keşke tribünlerde de aynı görüntüleri görebilsek …

Ama ne mümkün!

Göztepe – Karşıyaka maçında önce misafir takım taraftarı yok dendi. Bana kalırsa oradan bir fitil ateşlendi ‘siz düşman takımlarsınız’ der gibi bir şey bu! Bu kadar medeni bir şehir olan İzmir’de bunu demek yanlıştı. Sonra ‘iyi hadi 250 kişi gelsin bari’ demek, maç başlamadan alınan genişşşş güvenlik önlemleriyle insanların beynine iyice ‘abi bu maçta kesin olay çıkar’ı yerleştirmek ne kadar yanlışsa, ‘tüm bunlara gerek yok, biz sadece voleybol izlemeye geldik’ deyip, o kararları alanları utandırmak varken, en az on kez haklı çıkaran, adı ‘taraftar’ olanların yaptıkları da bin kere yanlıştı. Sayelerinde bir maç yarım günde tamamlanmış oldu!

Fenerbahçe ve Galatasaray’ın o fotoğrafını tüm salonlara assak, acaba birileri görür de sporun temelinin dostluk olduğunu fark eder mi?

Şart olan eğitime, fotoğraf anlatımla mı başlasak?

Saygılarımla,

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here