Köşe YazarlarıManşet

Deprem Sonrası Voleybola Dönüş: Duygular, Düşünceler

Gündemimizden kolay kolay çıkamayacağında ve çıkmaması gerektiğinde fikir birliğine vardığımız Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden yaklaşık olarak bir ay geçti. Gündem tüm somutluğu ve sertliğiyle sabit; ancak sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler de yavaş yavaş başlatılıyor. Deprem dolayısıyla ülkemizde ara verilen spor müsabakaları da 1 Mart itibariyle yeniden başlarken voleybol maçlarına da dönülmüş oldu. TVF, ikinci bir duyuruya kadar maçlardan önce, bir dakikalık saygı duruşu yapılacağını açıkladı. Bu minvalde Avrupa Şampiyonlar Ligi kapsamında İstanbul’da oynanan VakıfBank- Łks Commercecon Łódź maçının başında dahil olduğum ilk saygı duruşunda içimin derinliklerinde tefekküre daldım.

 

Bu Saygı Duruşu Hepimiz İçin!

Bu saygı duruşu esnasında, büyük bir sessizlikle birlikte, sessizliğin içinde sanki aramızda duyulmaz kelimelerle yaptığımız derin bir sohbet de vardı. Hüznümüzü ve acımızı bu sükûtun içinde birbirimizle paylaşırken, bir yandan da bunun hiçbir sözle anlatılamayacak duyguların ifadesi bakımından ne kadar elzem olduğunu farkettim. Bundan başka hangi yol, yüreğimizdeki duygu yoğunluğunu ve karmaşasını daha iyi ifade edebilirdi? Buradan yola çıkarak, “depremde hayatını kaybedenlerin anısına” sözleriyle seyircilerin ayağa kalkmaya davet edildiği bu bir dakikalık saygı duruşunun huşû dolu anlarını, aramızdan ayrılanların yanısıra, depremin acılarıyla mücadele etmek zorunda kalan herkese ithaf etmek gerektiğini düşündüğümü de belirtmeliyim. Enkazın başında yerin altında kalan yakınlarının çıkarılması için haykıran, çırpınan ve elleriyle yeri kazmaya çalışan ve hiçbir duygudaşlıkla anlamayı başaramayacağımız insanları, enkaz kaldırma ekiplerinin uykuyu unutmuş fedakâr üyelerini, yaralılara şifa vermek için gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarını, sahaya ihtiyaç malzemelerini dağıtmak için ilk günden koşan adanmış gönüllüleri, malzemeleri kolileyen, yükleyen, bu arada yorgunluk nedir bilmeyen gençlerimizi, elindekini cömertçe deprem bölgesine ulaştıran vatandaşlarımızı, bu arada oyuncaklarını ve kumbaralarındaki paraları tatlı bir yüce gönüllülükle kardeşleriyle paylaşan çocuklarımızı ve emeklerini, gönüllerini ortaya koyan daha nicelerini… Hepimizi düşündüm. Düşündüm ki bu saygı duruşu hepimize! Gidenlerimizle ve kalanlarımızla hepimiz, bu saygı duruşunu hak ediyoruz! Kendimize ve birbirimize saygıyı hak ediyoruz!

 

“Türkiye! Türkiye!”: Bu Ses Bizim Sesimiz!

Karşılaşmalardan önce saygı duruşu yapılması ile ilgili düzenlemeye ek olarak yine ikinci bir duyuruya kadar maçlarda müzik çalınmaması, bando getirilmemesi ile DJ/MC anonslarının yapılmaması doğrultusunda bir kural da getirildiğinden bu maçta seyircinin tezahürat inisiyatifini gözlemlemek için de güzel bir fırsat doğmuş oldu. Salondaki bir çocuk grubunun, genel destekleyici tezahüratlara ek olarak doğal bir şekilde kendiliğinden başlattıkları “Türkiye! Türkiye!” tezahüratına bütün salonun uyduğu ve böylece memleket duygumuzu kucakladığımız an çok güzeldi. Bu bana diğer zamanlarda da müziğin ve anonsörün yönlendiriciliğini biraz azaltmamızın seyircinin kendi sesini oluşturması ve duyurması bakımından yararlı olacağını düşündürdü. Ben şahsen, araya giren yüksek seviyede müzik ve hoparlörde yükselen anonsör sesleri olmadan kendi alkışımın ve sesimin kıymetini ve bu arada sorumluluğunu daha çok hissettim ve ortamın daha aktif bir parçası haline gelmenin zevkini yaşadım. Bunun, sayıları bu sefer her zamankinden daha çok olan çocuklar için de böyle olduğu ve böyle olmaya devam etmesi gerektiği görüşündeyim.

 

Voleybol Ligimiz Misafirlerimiz İçin Büyük Bir İmkân

Bu arada maçta çocuk seyircilerin bol olmasının sebebini ilerleyen dakikalarda öğrendim. Maçtan sonra birçok çocuk sahaya fırlayıp oyuncularla fotoğraf çektirirken oluşan sevgi yumağında, ben de iki öğrencime rastladım. Meğer bir okul organize olarak öğrencileri maça getirmiş ve onlar da bu okulda öğretmen olarak çalışıyorlarmış. Biz de böylece sahada eğitimciler olarak buluşmuş olduk ve biraz sohbet ettik. Deprem bölgesinden gelen öğrencilerin de aralarında olduğunu ima edecek şekilde ve son derece zarifçe onlardan “misafirlerimiz” diye bahsettiler.

Sportif ortamlar, hiç şüphesiz bu kardeşlerimizin duygusal ve sosyal açıdan toparlanmalarına yardımcı olacağı gibi bizim de onlarla daha yakından tanışabilmemize ve kaynaşabilmemize bir vesiledir. Ayrıca yüksek kalitede bir voleybolun sözkonusu olduğu liglerimizin birçok maçının oynandığı İstanbul gibi bir ilde, onların bu spora ilgisini ve sevgisini artırma imkanını da okullarımızın ve spor kulüplerimizin işbirlikleri etkili bir şekilde hayata geçirebilir. Sezonun geri kalan kısmında bu konuda güzel gelişmelere şahit olmayı diliyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu